BAŞÖRTÜSÜ İÇİN KARAR GÜNÜ

5 06 2008

Anayasa Mahkemesi’nin, üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakan anayasa değişikliğiyle ilgili kararını bugün vermesi bekleniyor.

Toplantıda önce raportör Doç. Dr. Osman Can’ın raporu okunacak. Ardından üyeler görüşlerini açıklayacak ve oylamaya geçilecek. Karar, salt çoğunluğun (6/5) görüşü doğrultusunda çıkacak. Raportör Osman Can hazırladığı raporda davanın reddedilmesi gerektiğini vurgulamıştı. Yüksek Mahkeme’nin kararı, AK Parti’ye açılan kapatma davasını da etkileyecek. Ret durumunda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın ‘düzenleme laikliğe aykırı’ tezi zayıflayacak ve AK Parti için kapatma kararı verilmesi güçleşecek.

Davanın reddi dışındaki ‘iptal, yok hükmünde sayılması ve yorumlu ret’ seçeneklerinin Anayasa’nın 148. maddesine aykırı olduğu belirtiliyor.

Anayasa Mahkemesi’nin 1982 Anayasası’nın yürürlüğe girmesinin ardından esas denetimi içeren bir kararı bulunmuyor. Anayasa Mahkemesi, CHP’nin cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören referandumun iptali ve yok sayılması davasında anayasa değişikliklerinde esas denetimi yapamayacağını açıkça kaydetmişti. Gerekçeli kararda, Anayasa’nın 148. maddesinde, anayasa değişikliklerine ilişkin yalnızca şekil denetimi yapılacağı ve bunun sınırları hatırlatıldı. Yüksek Mahkeme’nin vereceği muhtemel kararlar şöyle:

Dava reddedilir: Mahkeme, raportör Osman Can’ın görüşü doğrultusunda, davayı esastan reddeder. Gerekçeli kararında ise, anayasa değişikliklerinin yalnızca şekil yönünden denetlenebileceğini, Meclis’in 10. ve 42. maddede yaptığı değişikliklerin şekil şartlarına uygun olduğunu belirtir.

İptal kararı verilir: Mahkeme, önceki kararlarının aksine değişikliklerin Anayasa’nın değişmez nitelikteki 2. maddeyi dolaylı yoldan değiştirdiği iddiasıyla iptal kararı verir. Raportör Can, raporunda Anayasa Mahkemesi’nin çeşitli gerekçelerle şekil görünümü altında esas denetimi yapamayacağını kaydetmişti. Anayasa Mahkemesi, 1982 Anayasası’nın yürürlüğe girmesinden bu yana anayasa değişikliklerinde esas denetimi yapan bir karar vermedi. Böyle bir karar, Anayasa’nın kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı. Meclis’in yapacağı bütün anayasa değişiklikleri için iptal yolu açılacak.

‘Yorumlu ret’ kararı verilir: Başörtüsü yasağına gerekçe yapılan 1991′deki yorumlu ret kararına benzer bir hüküm verilebilir. Ancak başörtüsü değişikliğini geçersiz kılacak bir gerekçeyle yorumlu ret kararının bir çeşit esas denetimi anlamına geleceği, böyle bir hükmün Anayasa’nın 148. maddesine aykırı olduğu ifade ediliyor. Anayasa Mahkemesi, 1991′de YÖK Kanunu’na eklenen “Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir” ifadesini iptal etmemiş, ancak gerekçeli kararında kanun değişikliğinin başörtüsünü serbest bırakmadığını savunmuştu. Böyle bir karar da Anayasa’ya aykırı. Mahkemenin kanunların esas yönünden incelemesini yaparak yorumlu ret kararı verebileceği, ancak anayasa değişikliğinde şekil denetimi dışında esas denetimi anlamına gelecek yorumlu ret kararı veremeyeceği dile getiriliyor.

Yokluk kararı verilir: CHP’nin başvurusunda talep ettiği şekilde anayasa değişikliğinin yok hükmünde sayılması yönünde bir kararın çıkması zayıf ihtimal olarak görülüyor. Anayasa Mahkemesi, cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle ilgili referandumun iptali davasını reddederken, yokluk şartlarını ‘parlamento iradesinin olmaması, cumhurbaşkanının yayımlama iradesinin bulunmaması, Resmi Gazete’de yayımlanmaması’ olarak sıralamıştı.

baş örtüsü türban laiklik anayasa yasa mahkemesi mahkeme akepe akp akparti parti chp baş örtüsü türban laiklik anayasa yasa mahkemesi mahkeme akepe akp akparti parti chpbaş örtüsü türban laiklik anayasa yasa mahkemesi mahkeme akepe akp akparti parti chpbaş örtüsü türban laiklik anayasa yasa mahkemesi mahkeme akepe akp akparti parti chpbaş örtüsü türban laiklik anayasa yasa mahkemesi mahkeme akepe akp akparti parti chp





AKP GİDERSE HAKPARTİ GELİYOR!

1 04 2008


Ülkemizde DEMOKRASİ bilincinin yeni yeni filizlendiğini, algılanıp pratiğe döküldüğünü görmek benim açımdan geleceğe dair oldukça umut verici bir gelişme…

Demokrasi’nin “olmazsa olmaz”  bir etken olduğunu düşünen sağduyu sahibi bir grup insan bir yola çıkmışlar, bir başkaldırıya imza atmışlar.

Daha ayrıntılı bilgi için buyrun buradan devam edin : http://www.hakparti.org/





AYSUN KAYACI : AKP’ye oy verenler ayak takımı!

28 03 2008
coban.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

    Neteve’de (NTV) yayımlanan “Haydi gel bizimle ol saçma sapan konuşalım, çıldır televizyonu parçala” isimli “tartışma” programını bilirsiniz..

      Programda ünlü(!) manken Aysun KAYACI “Niye benim oyumla dağdaki çobanın oyu bir tutuluyor… AKP’yi iktidara getiren ayak takımı…” gibi birtakım kelimeler kullanarak cümle kurmaya çalışmış. Şimdi bakıyoruz bu cici kızımızın kendine,devlete ,millete ne faydası olmuş ne gibi işler yapmış** :

      - 1979 yılında doğmuş… (Eee doğdu büyüyecek tabiki..)

      - Mankenlik yapmış, dizilerde oynamış, (Daha 15 yaşında başlamış bu yüce mesleğe!)

      - Yeditepe Üniversitesi Tarih bölümünde okuyormuş (Paralı olarak tabiki zevkine de denebilir…).

      Şimdide dağdaki beğenmediği çobana bakalım :

      ÇOBANLIK : Genel olarak büyükbaş çiftlik hayvanların, daha çok bunlardan davar (koyun, keçi) grubunun bakımı sanatı.***

      Çobanlık pratik bilgi isteyen bir iştir. Sürünün nerede, nasıl, ne zaman yatırılacağı, gezdirileceği, otlatılacağı, sulanmasının zamanı, bilinmesi gereklidir. Pratik olarak çorukluk devirleri sürüyü bulaşıcı hastalıkların bulunacağı alanlara sokmamak, doğum zamanlarında gerekli tedbirleri almak, otlakların ot çeşitlerini bilmek, hayvanların sağlığı konusunda gerekli pratik, bilgiye sahip olmak da gereklidir.

      Heyy Aysun KAYACI senin bir çoban kadar bu memlekete, devlete, millete faydan varsa yansın bu Türkiye… Yok olsun!


      Kaynaklar:http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=162425
      **Kimkimdir.gen.tr
      ***Nedir.cc (Türkçe bilgi kaynağı)




      CHP : TÜRKİYE’NİN %80′İ KÜRTTÜR

      27 01 2008

      CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Türkiye nüfusuyla ilgili şok iddiada bulundu

      CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Van’da katıldığı parti il kongresinde Türkiye’nin yüzde 80′nin Kürt olduğunu iddia ederek, bölge insanının kendi kültürünü yaşamasına, ana lisanını konuşmasına, ana lisanında eğitim almasına ve yayın yapılmasına büyük önem verdiklerini söyledi.

      Öğüt, şunları kaydetti: “Evet ben iddia ediyorum Türkiye’de yaşayan nüfusun yüzde 80′nin Kürt’tür. Kız alıp kız vermişiz. Her tarafta akraba olan insanlar vardır. Ben niye Antalya’yı İstanbul’u ve İzmir’i bir başkasına bırakayım. Türkiye’nin her tarafı benimdir. Bu toprakları toplum olarak biz vatan yaptık. Bizim ecdadımızın kanıyla oldu.”

      İnternethaber





      BAŞÖRTÜLÜLER FAHİŞE!

      20 01 2008

      CHP’li Canan Arıtman iyice terbiyesizleşti… Yazının devamını oku »





      BAŞÖRTÜSÜ ÇÖZÜLÜYOR (MU?)

      19 01 2008

      turban1.JPG

      Başbakan’ın herkesçe bilinen “istesek 1 kelimelik bir değişiklik ile başörtüsü problemini çözeriz” cümlesinden sonra MHP’ den jet yanıt geldi ve “Anayasa değişikliği gerekli biz sizinleyiz arkasındayız bu işin” dedi. Özetlersek konu bu şekilde gelişti…
      . . .

      Peki Kemalist çevre bu konu hakkında ne düşünüyor dersiniz? Bilenler bilir laikçi, seküler kemalistleri! Dincilerden hiçbir farkları yok dinciler yatıp kalkıp Atatürk ve Cumhuriyet hakkında sövüp geçerler, laikçi kemalistler ise Kur’an a islama başörtüsüne söverler.

      Aklı başından devletini milletini seven insan haklarına saygı duyan kesimlerde yaşamayan insanlar ise bu konunun çözülmesi için yıllardır bağırıp durmaktalar.

      Evet isteyen her birey nasıl sıfır kollu, g-string, mini etek tipi elbiseler giyip gezebiliyorsa; isteyen her bireyde başörtüsü takıp gezebilmeli,çalışabilmeli,okuyabilmeli ve sınıf ve insan ayrımı yapılmamalıdır.

      Zamanında YÖK denen kurum “Baş örtüsü takmasınlar Fransa’da ki müslümanların taktığı gibi modern TÜRBAN denilen giysi biçimini tercih etsinler o zaman üniversitelere alırız” dememiş miydi?

      Şimdi ne diyorlar BAZI ÇEVRELER : Anamızın bacımızın taktıkları gibi mahalle baş örtüsü taksınlar ona bişey demiyoruz!!!

      Hadi canım sende, pis laikçi !

      Kimse kusura bakmasın, kimsenin zoruna gitmesin bu ülke DEMOKRASİ ile er geç tanışacaktır! Seküler laikçi kemalistler çok üzülecek ancak, çoğunluğu oluşturan Demokrasi yandaşı gerçek laik insanlar galip geleceklerdir.

      Özkan TÜMER

       türban türbanlılar basörtüsü başörtüsü baş örtüsü bas ortusu turban turbanlilar özgürlük mağdurları üniversite üniversiteler türban turban türban türbanlı çarşaf





      İstiklal Savaşındaki Cahil Halk!

      30 11 2007

      Efendim biliyorsunuz Emre KONGAR ve Mehmet BARLAS “Yorum Farkı” isminde bir program yapıyorlar birlikte…

      Açıkça söylemek gerekirse Kongar’ın marjinal, dengesiz Atatürkçü’lüğünden bıktık usandık hatta ve hatta gördüğümüz yerde dövesimiz gelir oldu! Şimdi aşağıda programın dünkü bölümünden konuşmaların geçtiği alıntıları yapacağım buyrun okuyun ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

      * Emre Kongar Kurtuluş Savaşı’nı anlatırken, o dönemde nüfusun 11 milyon olduğunu ve bunlardan sadece yüzde 10′unun okuma yazma bildiğini söyledi.

      Barlas sinirlendi ve “O cahil 11 milyon Mustafa Kemal ile birlikte Kurtuluş mücadelesi verdi” dedi.

      Kongar’ın yanıtı da “O yurt sevgisiydi, tabii ki millet kültürünü bilmeyen, okuma yazması olmayan cahil insanlardı” oldu.
      İkili orasındaki diyalog şöyle devam etti;

      Barlas: Türkiye’de kurtuluş savaşını sadece Atatürk kazanmadı. Neticede arkasında o cahil dediğiniz, küçümsediğiniz, bazen görmezden geldiğiniz halkla birlikte yaptı. Ayrıca Atatürk hiç bir zaman cahil filan da demedi halka.
      Kongar: Öyleydi ama..
      Barlas: İzin ver ben konuşuyorum
      Kongar: Hayır ama demogoji yapma bana
      Barlas: Neyin demogojisi
      Kongar: Tarihi gerçekler bunlar, sessizce dinleyin
      Barlas: Tarihi yanlış anlatıyorsun
      Kongar: Hani neresi yanlış

      (…)

      Barlas: Bu demogoji değil. Ben sizin ezberinizi bozunca hep demogoji diyorsunuz. Bu yorum farkı.
      Kongar: Yorum farkı ayrı, gerçeği çarpıtıyorsunuz
      Barlas: Siz gerçeği saptırıyorsunuz. Ezberletilmiş sözleri söylüyorsunuz
      Kongar: 11 milyon insanın yüzde 10′u okuma yazma biliyordu. Gayet tabiki cahillerdi.





      TEKRAR-YİNE-YENİDEN

      28 11 2007

      Sevgili WordPress takipçileri uzun bir zamandan sonra günlüğümüz (blog) GÜNLÜK YAYIN AKIŞINA aktif olarak geri dönmüş bulunmaktadır. Bilgilerinize.

      Özkan TÜMER





      GİZLİ MESCİD DEĞİL, RESMEN KOMPLO!

      4 08 2007

      Efendim hatırlasınız üzerinden çok fazla zaman geçmedi… İstanbul Bağcılar Lisesi’nde “gizli bir mescid olduğu ve gizli gizli öğrencilerin namaz kıldığı” şeklinde video kayıtlarıyla desteklenen bir haber çıkarılmıştı ortaya. Haberi ortaya atan bir öğrencinin velisiydi malumunuz… “Kızım ilahi dinlemeye başladı, Kur’an bile okuyor hatta! Eyvah yoksa kızım müslüman mı!?” diyerek şüpheye kapılan bir anne okula gitmiş gizlice çekmiş güya bu videoyu… Milli Eğitim Bakanlığı, bunun üzerine bir soruşturma başlatmıştı. Soruşturma sona erdi ve işte sonuç : Müfettişler, namaz görüntülerinin taraflarıyla görüşerek 14 sayfalık bir rapor hazırladılar. Raporda, Bağcılar Lisesi’nde toplu namaz kılındığına yönelik bir delile rastlanmadığı belirtilerek, olayın okulun ismini kirletmek için yapılan komplo olduğu sonucuna varıldı.

      • Raporda, görüntülerde namaz kıldığı tespit edilen kız öğrencilerin, müfettişlere, görüntüleri cep telefonuyla çeken Ç.’nin annesi ile halasının ısrarı üzerine namaz kıldıklarını söylediği belirtildi.

      • Raporda, “Teneffüslerde bazı öğrencilerin kapıyı tutarak gizlice tek tek namaz kıldıkları görülmüştür. Görüntüleri kaydeden velinin, öğrencileri namaz kılmaya ısrar ve teşvik etmesi, velinin ifade vermek istememesi, ikametgah adresini terk etmesi ve öğrenciyi okula göndermemesi nedeniyle olayın komplo ve kurumu yıpratmak amaçlı olduğu kanaatindeyiz” denildi.

      Bir insanın sadece ve sadece kişisel sebepleri yüzünden böyle bir olaya başvurmasının değerlendirmesini sizlere bırakıyorum! Saygılar.





      TERBİYESİZ ZİHNİYET İŞTE BUDUR!

      24 07 2007

      Bir insanın ailesinden, okulundan, çevresinden velhasıl yaşamını oluşturan tüm etkenlerden meydana getirdiği olumlu düşünce ve davranışlarının tümüne TERBİYE denir.

      Terbiye herkese göre farklılık gösterir, görecelidir. Ancak terbiyesizlik sınırları hemen herkes tarafından aynı doğrultuda çizilmiştir. Neden mi anlatıyorum bunları ?

      İşte buyrun haberi okuyun :

      “…Aziz Nesin ‘in “Türk halkının yüzde ellisi aptaldır” sözü boşuna bir yakıştırma mı, boşuna bir uydurma mı? Seçmenin yüzde kırk altısı AKP’ye bir kez daha iktidar olanağı verdi diye böyle bir suçlama akla gelebilir mi? Bu resimdeki kendini bilmez terbiyesiz adamın adı OKTAY AKBAL. Adını “Cumhuriyet” koymuş bir gazetede bir köşede ayık olduğu zamanlarda böyle birşeyler karalıyor işte. Bu gazete bağımsızlığımız sembolü olan Cumhuriyet adının altında her türlü faşist propagandayı fütursuzca dillendiriyor…

      Daha fazla yazmaya da gerek yok söylemeyede…

      DEMOKRASİ BİLİNCİNİ İÇİNE SİNDİREMEYENLER BÖYLEDİR, TERBİYESİZ ZİHNİYET İŞTE BUDUR!

      Saygılar.