DARBE ÇIĞIRTKANLIĞI!

17 01 2007

menderes1.jpg

“Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim…”

Rahmetli Eski Başbakan Adnan MENDERES’in ölümlü dünyadaki son sözleriydi bunlar…

İmralı’da asılmadan hemen önce “adet gereği” bir arzusu olup olmadığı sorulduğunda, orada hazır bulunan bir İmam ile görüşmek istediğini söylemişti. Ama insafı bulunmayan “darbeciler” kanunda yeri olmadığını söyleyerek izin vermemişlerdi buna. Aslında bu davranış gaddar/eline kan bulaşmış/gözünü kan bürümüş darbecilerin yaptıklarının yanında hiçte şaşılacak birşey değildir elbette.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık günlerinden biri olan 17 Eylül 1961′in sabahında saat onu beş geçe Menderes’le doktorlar arasında geçen diyaloglar, 27 Mayıs Cuntası’nın sadece Masum ve Suçsuz Menderes’e değil MİLLETİMİZE ne denli kin ve nefret duyduğunun çok çarpıcı bir örneğidir!

Ord. Prof. Sedat Tavat “Prostat muayenesi yapmayı unutmuşuz!” diyerek tarihe “zulme ortak olan bir tıp adamı” olarak geçmiş bir isimdir: Odada bulunan “komutan” da Menderes’e “Utanmayın, utanmayın” diye sesleniyor!

Menderes “İstirham ediyorum, yapmayın” diyor; ancak Utanmaz zalimler bir kere karar vermişler devrik başbakanı aşağılamaya, ona sınırsız ıstırap çektirmeye…

Taammüden yapılan Prostat Muayenesi’nden dört buçuk saat sonra asılacaktır Menderes.
Prostat tanısı konsa ne yapılacaktı ki bir düşünün?! Acaba asılmadan 4 saat önce ameliyat mı yapacaklardı hastalığın giderilmesi için! Tabiki hayır. Bu Menderes’e yapılan psikolojik işkencelerden sadece birisiydi…

Sadece psikolojik miydi işkenceler? Avukatının nerde olduğunu sorduğu zaman görevli askerden yememişmiydi tokatı?

Şimdi sizlere sesleniyorum ey memleketin aciz, şahsiyetsiz, onursuz “AYDIN” ları…

Siz bunları mı istiyorsunuz tekrardan, “asker neden görevini yapmıyor” diyerek hayıflanmanız bundan mıdır ? Görevini bilmeyen askerler değilmiydi vatanımızı “karanlık çağ”ın içine sokan? Onlar değil miydi bir ülkenin BAŞBAKANINI ipte sallandıran? Askerimizin görevi bu mudur, yönetim şeklimiz Cumhuriyet değilde “Askeri Dikta” mıdır yoksa?!

Herkes aklını başına almalıdır… Özellikle gençler kendine gelmelidir, silkinmelidir artık.. Solculuk,sağcılık,dincilik,dinsizlik oyanayacak zaman değildir. Zaman, vatanına sahip çıkma zamanıdır, partizanlık zamanı değil! Zaman, üniversitelerin bilim yapıldığı yerlere dönüştürülmesi zamanıdır, baş örtüsü tartışma zamanı değil!

İnancı olmayanın vatanı, vatanı olmayanın inancı, inancı ve vatanı olmayanın insanlığı olmaz.

SAYGILAR… 16/Ocak/2007





YAŞAR KEMAL’İ ŞAMPANYA VURDU!

17 01 2007

Bu Yaşar Kemal Ne Dediğini Biliyor mu ?

385.jpg

Yazar Yaşar Kemal’ın açılışını yaptığı “Türkiye Barışını Arıyor” başlıklı konferansın “Barış Üzerine Siyasi Görüşler” başlıklı oturumunda yüzde 10′luk seçim barajının barışın önündeki en önemli engellerden biri olduğu vurgulandı.

Yazar Yasar Kemal’in ‘Türkiye Barışını Arıyor’ toplantısında dile getirdiği ‘gerillanın adını terörist koyduk’ sözlerine Hukukun Egemenliği Derneği’nden tepki geldi.
-Dernek Başkanı Erdem Akyüz, ‘Aslında bölücünün adını aydın koyduk’ demesi gerekirdi’ diyerek Yaşar Kemal’i eleştirdi.

Erdem Akyüz, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Yaşar Kemal’i Nobel Ödüllü Orhan Pamuk’a benzeterek, ‘Yaşar Kemal’in hakkını yemişler. Zira O’da Pamuk’a benzer sözler söylüyor ama hala Nobel vermediler’ dedi. Akyüz, ‘Bu zatı muhterem, toplantida ‘Gerillanin adını terörist koyduk’ demis. Aslında ‘Bölücünün adını aydın koyduk’ demesi gerekirdi. Türk halkı, kimin ne aradığını iyi biliyor. Arayan bulacaktır’ dedi.
‘TÜRKIYE BARISINI ARIYOR ISE BU AYDINLAR NE ARIYOR’
Erdem Akyüz, iki gündür Ankara’da yapılan toplantı için ‘Bir takım vasıflari ile tanınan, bir kısım aydınlar lüsk otel lobilerinde kaybettikleri barışı arıyorlar’ tanımlaması yaparak, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘Güneydoguda, Mehmetçik -30 derecede sınır beklerken, bu kişiler Ankara’da sıcak otel salonlarında, Mehmetçiğin adını hiç ağızlarına almıyorlar. Mehmetçik sınırda bir bardak sıcak çay ararken; bunlar salonda barış, lobide viski arıyorlar. Irak sınırında 240 bin asker konuşlanırken,otel lobisinde konuşlanan 60-70 kisi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin savunma hareketlerini hiç nazara almıyor.’(ANKA)
(HM/LTF)
14.1.2007

“Türkiye Barışını Arıyor” konferansının açıklamasında, “Siyasal”, “ekonomik”, “sosyal ve kültürel”, “medya ve toplumsal iletişim” başlıklarıyla özetle şu görüşlere yer verildi: “Kürt sorununu, şiddet ve terörizm sorunu olarak adlandırmaktan vazgeçilmelidir. Kürtlerin siyasal alanın aktif özneleri olabilmesinin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Bütün yurttaşların hukuksal eşitliğini ve özgürlüğünü güvence altına alan ve onları eşit haklar ve sorumluluklar ile donatan yeni bir anayasa hazırlanmalıdır. Koruculuk sistemi kaldırılmalı. Bölgedeki yoğun yoksulluğu ve bölgeler arası dengesizliği giderici pozitif ayrımcılığı esas alan kalkınma plan ve projeleri gerçekleştirilmelidir. Barış dilde başlatılmalıdır. Kamusal alanda Kürtçenin serbestçe kullanılabilmesi için yasal ve hukuki düzenlemeler yapılmalı.” Konferansın, aynı zamanda bir “barış meclisi” işlevi de gördüğü savunularak, “Amacımız, bu konferansın barışı inşa edecek bir toplumsal örgütlenmeye öncülük etmesidir” denildi.

Neler oluyor bize?! Türk olduğu için övündüğümüz tüm aydınlar(!) bir şekilde Türkiye aleyhdarı oluyorlar. Önce Orhan PAMUK ardından da Yaşar KEMAL. Bu gibi söylemler Cumhuriyet’in ilk yıllarında dile getirilseydi şu anda bu aydınlar(!) ipte sallanıyor olurdu. 5 yıldızlı otellerin lobilerinde bir elinde şampanya barış aramakta nasıl bir nane yeme şeklidir! YAZIKLAR OLSUN…





SEZER KÖŞKÜ BİTİRMİŞ!

17 01 2007

KÖŞKÜ BİTİRMİŞ…

242995.jpg

Başkent Araştırma Şirketi’nin Aralık ayı kamuoyu yoklamasına göre Cumhurbaşkanı Sezer’e güvenmediğini belirtenlerin oranı yüzde 85.6 çıktı. Sezer’e güvenenlerin oranı yüzde 14.4′lere düştü.
ÖZAL DÖNEMİNDE YÜZDE 70’Tİ
1989’da TBMM tarafından Cumhurbaşkanı seçilen Turgut Özal, kısa süren görevinde, halkın hissiyatlarına verdiği önem ve demokratik tavırları sonucunda Çankaya’ya duyulan güveni yüzde 70’lerin üzerine çıkarmıştı. Özal’ın 1993’de vefatı sonucunda Süleyman Demirel, 9. Cumhurbaşkanı olarak Çankaya’ya çıktı. Demirel döneminde yapılan kamuoyu yoklamalarında Cumhurbaşkanlığı kurumuna duyulan güven yüzde 59’larda iken, Demirel’in 28 Şubat sürecindeki tavırlarının ardından da yüzde 24’lere kadar geriledi.
HALKTAN KOPUK TAVIRLAR GÜVENİ BİTİRDİ
Demirel’in ardından Köşk’e çıkan Ahmet Necdet Sezer, halktan kopuk tavırları ve millet iradesi ile seçilen TBMM ve hükümete karşı takındığı muhalif tutumu ile Cumhurbaşkanlığı kurumuna duyulan güveni günümüzde neredeyse bitme noktasına getirdi. Başkent Araştırma Şirketi’nin 28 ilde 3217 kişi ile yüz yüze görüşülerek yaptığı araştırma sonuçlarına göre Cumhurbaşkanlığı makamına güvenenlerin oranı yüzde 15.6 olarak çıktı. Güvenmediğini belirtenlerin oranı ise yüzde 85.6 olarak gerçekleşti. Aynı ankette Hükümete güven 50.4, TBMM’ye ise 45.1 olarak gerçekleşti. Hükümet ve TBMM’ye güvenin her geçen gün artması dikkatlerden kaçmadı. Anketin değerlendirme bölümünde, hükümet ve TBMM’nin güvenirlik oranının tırmanışta olması, halkın AK Parti politikalarını desteklediği sonucunu çıkarılabileceği belirtildi.
Başkent Araştırma Şirketi’nin Kasım ayında yaptığı “Türkiye Siyaset Gündemi” başlıklı araştırmasında, halkın yüzde 70.8’inin Cumhurbaşkanı Sezer’in tarafsız olmadığına inandığı, yüzde 63.5’lik kesim ise, şu andaki Cumhurbaşkanı’nın halkın iradesini yansıtamadığı görüşünü benimsediği belirlenmişti





NESİN VAKFINDA TACİZ İDDİASI

17 01 2007

Aziz Nesin Vakfı’nda “Taciz ve Tecavüz”İddiası

2acad9ca1e.jpgÇatalca’daki Aziz Nesin Vakfı’nda 14 yaşındaki kız çocuğu Z.K.’ nin 2 gönüllü eğitmen tarafından taciz ve tecavüze uğradığı iddiası üzerine Çatalca Cumhuriyet Savcılığı tarafından konu hakkında soruşturma başlatıldı. Z.K. ile vakıfta kalan kardeşleri 11 yaşındaki E.K. ve G.K.’nın ifadesine başvurulurken, Z.K.’nın tecavüze uğrayıp uğramadığının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu’na sevk edileceği belirtildi. Taciz iddiası ile ilgili 2 eğitmen de soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

Edinilen bilgiye göre, iddiayla ilgili soruşturma Aziz Nesin Vakfı’nda gönüllü eğitmenlik yapan ve adı açıklanmayan bir kişinin ihbarı üzerine başlatıldı. İddiaya göre, adı açıklanmayan ihbarcı, vakıftaki öğrencilerden 14 yaşındaki Z.K.’nin 2 eğitmen tarafından taciz edildiğini öğrendi. Bunun üzerine Z.K.’yi taciz ettikleri iddia edilen F.I. ve E.A. ile tartışan eğitmen, Çatalca Cumhuriyet Savcılığı’na giderek ihbarda bulundu. İhbar üzerine Çatalca Cumhuriyet Savcılığı tarafından taciz iddialarıyla ilgili soruşturma başlatıldı. Cumhuriyet Savcısı Cüneyt Gülabi Vurucu, tacize uğradığı iddia edilen 14 yaşındaki Z.K. ile vakıfta kalan kardeşleri 11 yaşındaki E.K. ve G.K.’yı ifadelerine başvurmak üzere bugün adliyeye çağırdı. Alınan ifadelerin ardından savcılık talimatı ile F.I. ile E.A., jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı.

Öte yandan, 3 kardeşin ifadeleri alınmadan önce adliyeye Gürpınar 80. Yıl Lisesi’nde görevli bir psikolog çağrıldı. 3 kız çocuğunun psikolog eşliğinde ifadelerinin alınmasının ardından Z.K.’nın tecavüze uğrayıp uğramadığının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu’na sevk edileceği belirtildi. 4 yıldır kardeşleriyle birlikte Aziz Nesin Vakfı’nda kalan Z.K.’nın anne ve babasının 7 yıl önce boşandığı, çocuklara bakamayan annenin de çocuklarını vakfa verdiği ifade edildi. Annenin de olayı öğrenmesinin ardından anne Gülhan K. çocuklarını vakıftan aldı. Vakıftan iddialarla ilgili bir açıklama yapılmazken, İstanbul dışında olan Ali Nesin’in İstanbul’a döneceği ve konuyla ilgili bir açıklama yapacağı belirtildi.

Tacize uğradığı iddia edilen Z.K.’nin avukatı Hanefi Atlaş ise, “Z.K., verdiği ifadesinde vakıfta kalıp eğitmenlik yapan 2 kişinin tecavüzüne uğradığını söyledi. Tecavüz ve taciz olayları, Z.K.’nin ifadesine göre 4 yıldır yaşanıyormuş. Bu toplumsal bir yaradır. Yetkililerin bir an önce harekete geçerek bu konuya el atmasını bekliyoruz. Bizim şikayetimiz üzerine savcılık soruşturma başlattı. Vakıfta başka çocukların taciz edilip edilmediği soruşturma çerçevesinde ortaya çıkacak” dedi.

(HD-AS-OK-Y) (İhlas Haber Ajansı)