DEMOKRASİ HER ZAMANKİNDEN DAHA SAĞLAM!!!

28 04 2007

asker.jpg

EN SONUNDA ÜLKENİN REFAHINA YÖNELİK (ABD DESTEKLİ) OYUNLAR HEDEFİNİ BULDU.

KİME VE NEYE YAPILMIŞ OLURSA OLSUN, OLAN DEMOKRASİYE OLDU!

YAZIK OLDU BU MİLLETE…

ŞUNU UNUTMAYIN Kİ “HER TOPLUM LAYIK OLDUĞU ŞEKİLDE YÖNETİLİR”!

DEMOKRASİ DÖNENE KADAR BİZ YAZMAYACAĞIZ…

BU TEPKİMİZ TÜM DEMOKRASİ “KATİLLERİNE” DİR.

————————————————————————————————

Demiştik…

Şimdi neler mi değişti neden mi değişti, niye mi yazıyoruz? Anlatalım efendim. BİR GRUP medya topluluğu ve bilumum siyaset biliminden haberi olmayan insanlar tarafından neye yönlendirildik?! “Ordu yönetime müdehale etti, cumhurbaşkanını istemiyor, darbe olacak vs.. vs..” Hepimiz böyle anladık böyle sandık olayları.

Asıl olay ortaya çıktı. Evet ordunun gerçekten bir müdahalesi var ancak bu tutum demokrasiye, cumhurbaşkanına, AKP’ye karşı bir tutum değil. Başlıklar ve kime itham edildiklerine şöyle bir bakarsak…

Laikliği tartışma haline getirmeyin (CHP’ye), İrticai faliyetler görüyoruz ciddi önlem alın (AKP’ye), Pkk terörüne dikkat edin devlette terörü beslemeyin (Tüm devlet yetkilerine ve hatta medyaya)…

Birde sinyal veriyor yargıya askerimiz “eğer olursa siz CHP’nin önerisini bir değerlendirin, yani oluyorsa bir bakın işte canımmm” diyor! Hani nerde demokrasi 14 nisanda yırtınanlar NEREDE?

CHP’nin getirmek istediği askerlerle mi yönetilmek istiyorsunuz, yoksa halkın getirdiği temsilcilerle mi? (Önümüzdeki seçimlerde bu sorunun cevabını halk çok net verecektir. hatta rakam veriyorum %35 den aşağı bir cevap olmayacaktır.)

—————————————————————————————————

Sonra Başbakan, Genel Kurmay Başkanımız ile telefonda bir görüşme yapıyor “hayırdır ne oluyor hareketleriniz bizi üzdü” diyor… Büyükanıt ise “hareketimiz hükümete karşı yapılmış bir hareket değildir ARZ EDERİM” diyor.

Cemil Çiçek hükümet adına bir konuşma yapıyor sonra… Ne diyor ?

“”-Bildirinin zamanlaması manidardır.
-Genelkurmay başkanı görev ve yetkilerinden dolayı Başbakan’a karşı sorumludur.
-Genelkurmay Başkanığı’nın bildirisi, hükümete karşı bir tutum olarak algılandı.

-Böyle bir metnin cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası gece yarısı ortaya çıkması manidardır.
-Açıklama yargıyı etkilemeye yönelik bir girişim olarak algılanacaktır.
-Son derece yanlış ifadeler yeralmıştır. Bütün kurumlar dikkatli olmalıdır.”"

Daha ne olacak, daha ne darbe çığırtkanlığı yapıyorsunuz EYYY SATILMIŞ MEDYA!

Herkesin üstüne düşen tansiyonu artırmamaktır. DEMOKRASİ HEPİMİZE LAZIMDIR.

SON OLARAK YAZIKLAR OLSUN O PARTİLERE Kİ BİR TANESİ DE ÇIKIP;

“TÜRKİYE DEMOKRATİK BİR DEVLETTİR ASKERİN SÖYLEMİYLE ÜLKE YÖNETİLEMEZ HERKES İŞİNİ BİLSİN” DİYEMEDİ.

VE YİNE YAZIKLAR OLSUN O “YAZARLARA” Kİ BİR NAZLI ILICAK KADAR OLAMADILAR.

YİNE SÖYLÜYORUM BU GÜN SANA YARIN BANA …

DEMOKRASİ HERKESE LAZIMDIR!!!

Türkiye’de bu gün gördük ki AKP’den başka demokrasinin işleyişini savunabilecek BABAYİĞİT kalmamış. AKP’li değilim çok sevdiğimde söylenemez ama TÜM GÖNLÜMLE DESTEKLİYOR VE HELAL OLSUN SİZE diyorum.





FELAKET BEZİRGANISIN BAYKAL!

27 04 2007

İngiltere’de yayınlanan bir haftalık haber ve ekonomi dergisi, Türkiye’de yaşanan olumsuzlukların arkasında “laik” kesimi suçlu buldu! Biz buna “laik” kesim demeyeyelim yanlış bir tespit olur “laikçi” kesim dersek tam olacak.

“Laik kesim onlarca yıl boyunca ordu sayesinde dindarları kontrol altında tutarken, 2001 yılında ülkeyi mali yıkımın eşiğine getirecek şekilde kendi ceplerini doldukmaktan başka bir şey yapmadı” diyen Economist, özellikle Baykal’ı çok sert eleştirmiş.

“15 yıldır CHP lideri olan Baykal hiç bir alternatif surmayıp, kariyerini felaket bezirganlığı üzerine inşa ediyor” diye bir yorum yapmış Economist… Bezirganbaşı Baykal :)

Ne diyelim bizede sevinmek düşüyor. Bu gerçekleri adamlar taa oralardan görebiliyorlar ama bizim “laikçiler” ne yazikki içinde olduğu halde görmezlikten geliyor.

Laikçiler ipliğiniz pazara çıktı sizi artık bir dünya biliyor :D





11. CUMHURBAŞKANI ADAYI AÇIKLANDI!!!

24 04 2007

Başbakan ERDOĞAN partisinin grup toplantısında Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı Adayını açıkladı: ABDULLAH GÜL

Devletimiz ve milletimiz için hayırlı olsun…

KİM NE DEDİ ?

DSP Genel Başkanı Zeki SEZER : Devletle ve rejimle ailecek mahkemeleşmiş bir siyasetçinin cumhurbaşkanlığı makamına çıkmasının, cumhuriyetin tüm değerlerini özde ve sözde tehlikeye atabileceğini,Sayın Abdullah Gül’ün Başbakan Erdoğan tarafından cumhurbaşkanlığı tek adaylığına tayin edilmesi tam bir demokrasi skandalı olduğunu, Cumhuriyet rejimimiz Tayyip Erdoğan’dan kaçarken Abdullah Gül’e tutulduğunu. Söylemiş…

CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL : Gül de Erdoğan gibi Milli Görüş rahlei tedrisinden geçmiştir, orada şekillenmiştir.Oraya Başbakan’ın emir ve kumandası altında, Refah Partisi kadrolarının bir uzantısı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanlığı makamına çıkılamayacağını önce Abdullah Gül’ün anlamasına ihtiyaç vardır. Gelebilirse artık Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olmak zorunda olduğunu unutmamalıdır. Unutacak olursa merak etmesin, ona bunu hatırlatacak olanlar vardır.” Demiş…

Sabancı Holding Y.K Başkanı Güler SABANCI : “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı Türkiye’nin istikrarı için göstermiş olduğu olgun ve örnek demokratik tavır nedeniyle kutluyorum” Demiş…

İstanbul Ticaret Odası Y.K Başkanı Murat YALÇINTAŞ : “Bu ismin, piyasalara son derece olumlu etki yapacağına eminim, son derece isabetli bir karar” Demiş…

Aday cumhurbaşkanı 11. abdullah gül başbakan recep tayyip erdoğan açıklandı işte cumhurbaşkanı adayı çankaya cumhurbaşkanı açıklandı cumhurbaşkanı köşk köşkü





18 YIL ÖNCE – CUMHURBAŞKANI KİM OLSUN?

23 04 2007

Bundan tam 18 yıl önceki Çankaya seçimlerine bir göz atalım dedik…

Dönemin SHP Genel Sekreteri Deniz BAYKAL demiş ki ; “Cumhurbaşkanlığı seçimine katılmayız” “Özal Çankaya’da duramaz, Özal’ı onursuzca indiririz”

Şimdiki CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL demiş ki : “Erdoğan’ı o koltukta oturtmayız”  “Gerekirse indirmesini de biliriz” …

9 Ekim 1989 tarihli Milliyet gazetesi sür manşetinde “Yumruklar Sıkıldı” demiş Haberde Demirel ve Baykal’ın açıklamalarına yer veren gazete, Demirel’in, “Demokrasi için Özal bir lekedir” ve Baykal’ın “Ne yapıp edip Özal’ı indiririz” açıklamalarına yer vermiş!

Cumhuriyet Gazetesi’nin 1989′daki hedefi ise Turgut Özal’dı. 22 Ekim 1989′da “Sine-i Millet Rüzgârı” manşetiyle okurlarının karşısına çıkan gazete, Süleyman Demirel’in lideri olduğu DYP’nin toplu istifaya hazır olduğunu vurguluyordu.

Baykal, Süleyman Demirel ve Erdal İnönü’nün yanı sıra bazı medya kuruluşlarının yoğun mücadalesine rağmen Turgut Özal 8’inci Cumhurbaşkanı olarak Çankaya Köşkü’ne çıkmış ve halkın gönlünde taht kurmuştu.

Şimdilerde olay 18 yıl öncesinden farklı değil. Yine birileri Recep Tayyip ERDOĞAN için aynı cızırtıları çıkarıyor… Ama her zaman olduğu gibi demokrasinin işleyişi bütün engellemelere rağmen devam edecektir, kimsenin şüphesi olmasın. Ne demiş atalarımız “İt ürür kervan yürür”

Saygılar.





TÜRKİYE SEVDALILARINA TEŞEKKÜR!

17 04 2007

SİTEMİZ 3 AY GİBİ KISA BİR ZAMAN DİLİMİNDE 15.000′DEN FAZLA FARKLI İNSANIN EVLERİNE, İŞYERLERİNE MİSAFİR OLMUŞ BULUNMAKTA!

ŞİMDİYE KADAR 1 KERE “En Popüler Bloglar” LİSTESİNDE BİRİNCİ, 5′DEN FAZLADA “En Hızlı Büyüyen Bloglar” LİSTESİNE BİRİNCİ OLARAK GİRMİŞ OLMANIN MUTLULUĞUNU SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTİYORUZ.(bunlar tespit edebildiklerimizdir)

TÜM TÜRKİYE SEVDALILARI İLE BİRLİKTE GÜN GEÇTİKÇE DAHADA BÜYÜYEREK MİLYONLARA ULAŞACAĞIMIZDAN HİÇ ŞÜPHEMİZ BULUNMAMAKTADIR.

TÜRKİYEMİZİ SEVEN VE GELİŞMESİ İÇİN ELİNDEN GELDİĞİNCE GAYRET GÖSTEREN HERKESİ SAĞCI, SOLCU, DİNDAR, DİNSİZ, ALEVİ, SÜNNİ VS.. AYIRIMI YAPMADAN SİTEMİZDE GÖRMEK BİZİ İLELEBET SEVİNDİRECEKTİR.

BİZLERE VERMİŞ OLDUĞUNUZ DESTEKLERİNİZDEN DOLAYI SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİZİ SUNUYORUZ.

SAYGILAR.





Miting(çi)ler Ankara’da

14 04 2007

Recet Tayyip ERDOĞAN cumhurbaşkanı olmasıncılar Ankara’ya ulaştı. Grupların otobüslerle yola çıkmasından önce konuşan ADD Kocaeli Şube Başkanı Bozkurt Uslu, Ankara’da yapılacak mitingin Cumhuriyet tarihinin en önemli yürüyüşü olacağını söylemiş.

Uslu, ”Türkiye bu yürüyüşle geleceğine sahip çıkacak. Çok önemsiyoruz.
Kocaeli halkı bu yürüyüşe yoğun şekilde katılıyor. 5 bin kişiyle katılıyoruz.
Yarın akşam Türkiye’de bir şeyler değişecek” demiş.

Hep birlikte bekleyelim bakalım yarın Türkiye’de ne değişecek :) Açıkcası ben hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum ama belkide yanılıyorum ne dersiniz ;)

Saygılar.

15 Nisan 2007 / PAZAR

Evet değişti gerçekten… Bu gün Türkiye’de değişen tek şey milyonlarca insanın içinin parçalanması!

“İzmir Zafer İlköğretim Okulu öğrencilerini Kapadokya gezisine götüren Cumhur Çolak’ın kullandığı 45 HA 158 plakalı otobüsün saat 06.00 sularında Aksaray’a 58 kilometre mesafede bulunan Bozcamahmut mevkisinde, karşı yönden gelen Adnan Ölmez yönetimindeki 42 AFM 32 plakalı kum yüklü kamyon ile çarpıştı. Kazada en son bilgilere göre 33 kişi can vermiş 35 kişi de yaralı olarak açıklanmıştı.” (internethaber)

Tüm ulusça çok üzüldük içimiz paramparça oldu, Allah bu çocukların ailelerine sabır versin dayanmak gerçekten çok güç!!!





ATATÜRK’CÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ (GEÇMİŞE YOLCULUK)

10 04 2007

‘ÇYDD, bölücü hareketleri güçlendiriyor’

Asuman Özdemir, bir sivil toplum gönüllüsü. Banka emeklisi Özdemir, uzun bir süre Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Üsküdar Şubesi başkan yardımcılığı yaptı.

ADD adına Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin (ÇYDD) projelerinde aktif çalışmalarda bulundu. ÇYDD üyesi olan Özdemir, derneğin tespit ettiği öğrencilere burs da veriyordu. Özdemir, geçtiğimiz günlerde ÇYDD’den istifa etti. Özdemir ‘ÇYDD’nin bölücü terör örgütü PKK’ya destek mahiyetindeki çalışmaları’ yüzünden istifa ettiğini söylüyor. Özdemir, yıllarca samimi duygularla çalıştığı ÇYDD’nin PKK’nın siyasallaşmasına katkı sağladığını düşünüyor. Ona göre Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan “Kardelenler Projesi” adı altında İstanbul’a getirilen kız öğrenciler, Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kadro açığını karşılıyor. Yine Özdemir’e göre ÇYDD’nin Kandilli Kız Lisesi gibi yerlerde okuttuğu kızlardan bazılarının akrabaları hâlâ dağlarda Türk askerine kurşun sıkıyor.

Asuman Özdemir, Dünya Türkleri ve Akraba Toplulukları Hizmet Derneği’nin muhasip üyesi olarak görev yapıyor. Ufuk Ötesi gazetesinde yazılar kaleme alan Özdemir, emekli olduktan sonra topluma faydalı olmak için önce ADD’de sonra da ÇYDD içinde çalışmaya başlamış. Zamanla samimi duygular içinde aktivitelerine katıldığı ÇYDD’nin projeleri hakkında zihninde soru işaretleri oluşmaya başladığını kaydeden Özdemir, o günleri şöyle anlatıyor: “ÇYDD, İstanbul’a sadece Güney ve Doğu Anadolu’dan kız öğrenci getirip okutuyordu. Neden Edirne ve Muğla gibi diğer illerden kız öğrenci getirmediğimizi yönetime soruyorduk. Çünkü oralarda daha zor şartlarda okuyamayan kızlarımız vardı. Ama sorularımıza yanıt alamıyorduk. Zamanla ÇYDD içinde bazı şeyler açıktan açığa konuşulmaya başlandı. İstanbul’a getirilen öğrenciler içinde yakınları dağlarda terörist olanlar olduğu konuşuluyordu. Bütün bunlar beni rahatsız etmeye başladı. Burs verdiğimiz öğrencileri niçin sıkı bir elemeden geçirmiyorduk?”

Benzer soruları ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan’a ilettiklerini; ancak ya yanıt alamadıklarını ya da kendilerine, “Onları burada eğiteceğiz.” denildiğini anlatan Özdemir, ileri sürülen gerekçeleri gerçekçi bulmuyor. Hatırlanacağı gibi ÇYDD son birkaç yıldır “Çağdaş Türkiye’nin Çağdaş Kızları-Kardelenler Projesi” kapsamında Doğu ve Güneydoğu’daki kız öğrencilere eğitim desteği veriyordu. Bazı öğrenciler, İstanbul’a getirilerek Kandilli Kız Lisesi gibi okullarda her türlü maddi ihtiyaçları karşılanarak okutuluyordu.

Özdemir, İstanbul’a getirilen kız öğrencilerin çok şımartıldığını ve bu yüzden okul arkadaşları ile aralarında kavgalar yaşandığını da belirtiyor. ÇYDD’nin bu projesinin başarısızlıkla sonuçlandığını hatta Güneydoğu’da bölücü hareketlerin güçlenmesine yol açtığını ileri süren Özdemir, “Bu projeyi şöyle tarif edebiliriz. Güneydoğu’da saksıdaki çiçeği söküp İstanbul’a getiriyoruz. Ama burada toprağa ekmiyoruz. Pamuğa koyup her gün su veriyoruz. Sonra çiçeği mezun olduktan sonra ait olduğu saksısına koyuyoruz. Başlanılan yere dönülüyor. Devleti onlara sevdiremiyoruz.” diyor.

Özdemir, kopuş sürecinde Saylan’ın, yardımcılığına, tartışmalara yol açan Azınlık Raporu’nu hazırlayan Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nu getirmesinin ise bardağı taşıran son damla olduğunu kaydediyor.

Kızlar Kürtçü oldu

ÇYDD’nin İstanbul’a getirerek okuttuğu öğrencilerin mezun olduktan sonra gittikleri yerlerde bölücü hareketlere destek olduğu görüşünü ileri süren Özdemir, şöyle konuştu: “Bugün DTP binalarında erkek üyeden çok genç kızlar var. Orada bilgisayar başında genç kızları görürsünüz. Nereden öğrendiler bunları? Son birkaç yıldır bölücü örgütün Güneydoğu’da düzenlediği eylemlere iyi bakın. Kadınlar, özellikle genç kızların ön sıralarda olduğunu görürsünüz. Hakkari gibi illerde, İstanbul’da okumuş kızlara daha büyük değer verilir. ÇYDD’nin yetiştirdiği kızlar İstanbul’daki okullarından mezun olunca orada kendi talebelerini yetiştirmeye başladı. Bu nedenle ÇYDD’nin yetiştirdiği kızlar Güneydoğu’da Kürtçülüğün, PKK’nın daha çok sivilleşmesine hizmet eder hale geldi.”

Bu nasıl Atatürkçülük?

Asuman Özdemir, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Doğu’da hiç kadın okutulmadığı izlenimi vermeye gayret eden KADER ile ortak çalışmalar yaptığını da hatırlatıyor. Özdemir: “ÇYDD de KADER’in bu çalışmalarına destek veriyor. İyi de burada atlanılan bir ayrıntı vardı. KADER’in çalıştığı ya da diğer bir deyişle koruyup kolladığı aileler çoğunlukla terörist ailelerdi. Her zaman eylemlerde başrolde gördüklerimizdi. Bunun en güzel örneğini geçen yıl Avrupa Konseyi Nobel Barış Ödülü projesine destek verince Türkiye’den gösterilen adaylarda gördük. Başta KADER olmak üzere kadın derneklerinin desteği ile dört kadın aday belirlediler. Leyla Zana, Ayşe Düzkan, Müyesser Güneş ve Pervin Buldan… Bunların kim olduğunu anlatmama gerek yok. Hepsini biliyorsunuz. Bu nasıl Atatürkçülük?”diye konuşuyor.

Erkan Acar 03 Ağustos 2006, Perşembe

GEÇMİŞİ NE ÇABUK UNUTTUNUZ!!!





14 Nisan (sözde) Cumhuriyet Mitingi!

6 04 2007

Herkesin bildiği ve tahminimce yakın olarak takip ettiği bir miting yapılması planlanıyor. “14 Nisan Cumhuriyet Mitingi” adı altında… Aslında RTE Cumhurbaşkanı olmasın mitingi!
Demokrasi, yasal eylem hakkı, Cumhuriyet gibi bir takım değerlerin altına sığınılarak adeta “Toplumsal Kutuplaşma” ya kucak açılmak isteniyor! Evet, demokratik sayılabilecek bir ülkede yaşıyoruz. Tabiki her konuda rahatça fikirlerimizi söyleme hakkına sahibiz.

Ama bu fikirlerimiz böyle önemli bir konu hakkında ise -kişisel- olmalıdır.  “Recep Tayyip Erdoğan’ı Yıpratma Yıldırma Mahvetme Hiç Bir Şey Olmasa Gıcık Etme Derneği” ve “Halkı Kutuplara Bölelim Gerisi Kolay Derneği” gibi oluşumlar kurmaya çalışmanın hangi aptala faydası olabilir ki ?!

Kaldıki şu an TBMM’de halk zaten temsil ediliyor. Bu mitingin niyeti “milletin iradesi”ni sorgulamaksa(ki öyle olduğunu söylüyor düzenleyicileri) zaten milletin iradesi meclistedir! Bu nasıl saçma bir düşünce, ne kadar bağnaz ve gerici bir yaklaşım böyle! ,

Demokrasiyi araç olarak görüyorsanız mitinge katılmanızda hiçbir sorun yoktur. Çünkü niyet belli “benim kullandığım demokrasiyi başkası kullanmasın” düşüncesiyle adeta kuyruğuna basılmış gibi fırlıyor birileri yerinden.

Ama demokrasiyi amaç olarak görüyorsanız o zaman her birinizin seçimlerde birer tane oy hakkı var, verirsin seni kimin temsil etmesini istiyorsan olur biter.

Sokaklarda bağırarak Türk milletinin bütünleştirici değerleriyle milleti bölme yoluna gitmeye kimsenin hakkı yoktur! 

EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Saygılar.