
Hz. Muhammed Ve Atatürk
Ulu Önder sahip olduğu bu üstün ahlakının kaynağını Kuran-ı Kerim’den, Hz.Muhammed’in ahlakından aldığının altını her zaman çizmiş, Peygamber Efendimiz’e olan hayranlığı her fırsatta dile getirmiştir. Onun İslam dininden ve Hz. Muhammed’den övgüyle ve hürmetle bahseden pek çok ifadesi mevcuttur:
Mazhar-ı nübüvvet ve risalet olan Fahrialem Efendimiz, bu kütle-i Arab içinde Mekke’de dünyaya gelmiş bir vücut-ı mübarek idi.
Yüzü nurani, sözü ruhani, reşit ve rüiyette bibedel, sözünde sadık ve halim ve mübüvvetce saire faik olan Muhammed Mustafa, evvela bu evsaf-ı mahsusa ve mutemayizesiyle kabilesi içinde, ‘Muhammed-ül Emin’ oldu.
O, Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonsuza kadar o ölümsüzdür. (Prof.Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s. 208)
Daha önce de değindiğimiz gibi, Hz. Muhammed’in peygamberliğine olduğu kadar aklına ve stratejik dehasına da hayran olan Mustafa Kemal, hareket ve davranışlarında onun ahlakını, yaşam tarzını örnek almıştır.
Atatürk, insanların ahlaklarını güzelleştirebilmek için gönderilen ve en mükemmel insan olan Hz. Muhammed’in ölümü ve sonrası için de düşüncelerini şöyle aktarmıştır:
Peygamberimiz vasıtasıyla en son hakayıd-ı diniye ve medeniyeyi verdikten sonra artık beşeriyetle bilvasıta tenevvür ve tekemülü her kulun doğrudan doğruya ilhamat-ı ilahiye ile temas kabiliyetine vasıl olduğunu kabul buyurmuştur ve bu sebepledir ki, Cenab-ı Peygamber, Hatemül Enbiya olmuştur ve kitabı, Kitab-ı Ekmel’dir.
Aynı zamanda Atatürk, Peygamberimiz’in yaşam tarzını milletine daha iyi tanıtabilmek için onun hayatını anlatan bir kitabı Türkçe’ye çevirttiğini; “…Muhammed’in hayatına ait bir kitabın tercüme edilmesi için de emir verdim…” sözleriyle bildirmiştir. (Atatürk’ten Söylev ve Demeçler, cilt 3, Mart 1930)
Yakın arkadaşlarından Hafız Yaşar Okur, Atatürk’ün Peygamber Efendimiz’den her zaman büyük takdirlerle bahsettiğini ve O’nun yaşadığı yıllar için hep “Hz. Peygamber’in zaman-ı saadetlerinde…” şeklinde saygı ifadeleri kullandığını aktarmıştır. Atatürk ayrıca, Hz. Peygamberimiz’in dirayetli bir devlet adamı, iyi bir başkumandan olduğunu da sık sık tekrarlamıştır. (Gotthard, s. 62-63)
Atatürk ve Kuran-ı Kerim
Atatürk, Kuran’a olan bağlılığını, inancını ve saygısını “Kitab-ı Ekmel” yani “En Mükemmel Kitap” ifadeleriyle dile getirmiş, hayatının her döneminde ahlakıyla gerçek bir Kuran temsilcisi olduğunu göstermiştir. İlmi, aklı, zekası, cesareti, hayası, nezaketi, alçakgönüllülüğü, asaleti ve kararlılığı, onun “insan-ı kamil” olduğunun delilleridir.
Bu güzel ahlaka dayalı özellikleri şüphesiz Kuran’ı hayatına geçirmesinden kaynaklanmaktadır. Müslüman Türk halkının kalbinde bu denli büyük bir yer tutmasının en önemli sebeplerinden biri de, üstün ahlaki ve insani vasıfları üzerinde çok iyi taşımasıdır.
![]() |
Atatürk, Sivas Kongresi sırasında, milli teşkilata destek olan Sivas Kadısı Hasbi ve Erzincanlı Şeyh Fevzi Efendilerle birlikte görülüyor. |
Atatürk’e göre insanın, hayatının tüm evrelerinde güzel ahlak kaidelerinin hakim olması için Kuran’ı rehber edinmesi gerekmektedir. O nedenle, her fırsatta Kuran’ın okunması ve hayatın her anında uygulanması gerektiğinin altını çizmiştir:
İlahi öğütler Kuran’ın içindedir, Hz. Peygamber’in sözlerinde ve hareketlerindedir. Biz Kuran’ı duvara asmışız ancak tören olarak okuyoruz. Vaazlarda da, din derslerinde de, mukabelelerde de, ölülerin ruhları için de onu hep musiki ile duygulanmak için okuyoruz. Aklımızla da anlayıp davranış geliştirmek için ise, başkalarının bize anlattıklarına bağlanıyoruz.
Büyük Önder’in ifade ettiği bu gereklilik, gerçekte Kuran-ı Kerim’in insanlara indiriliş amaçlarından birini teşkil etmektedir:
Bu Kuran ayetlerini iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. (Sad Suresi, 29)
Atatürk’ün hayatını inceleyenlerin hemen tespit edebilecekleri gibi Ulu Önder haftanın belirli günlerinde, Saadettin Kaynak, Niyazi Ahmet Banoğlu, Mısırlı İbrahim, Hafız Yaşar, Hafız Rıza, Hafız Kemal ve Hafız Nubar gibi döneminin en önde gelen hafızlarını çağırarak Kuran-ı Kerim okutturmuş ve okunan ayetlerin tefsir ve açıklamalarını yaptırmıştır. Atatürk bu açıklamaları ilgiyle dinlemiş ve zaman zaman kendisi de sorular sorarak katılmıştır.
“Din Vardır ve Lazımdır…”
Büyük Önder, bir fert olarak samimi bir dindar olduğu gibi milletinin de dini değerlerini muhafaza etmesini her zaman teşvik etmiş, hem yaşayışıyla hem de sözleriyle çok sevdiği milletinin dinine ve mukaddesatına sıkı sıkıya bağlanmasını temin etmeye çalışmıştır. Ulu Önder’in bu tutumu onun iyi bir Müslüman olduğu kadar son derece ileri görüşlü ve basiretli bir devlet adamı olduğunu da ortaya koymaktadır. Gerçekten de milli-manevi değerlerini yitiren, mukaddesata sırtını dönen bir milletin birlik ve beraberliğini koruması imkansızdır. Yüce Önder işte bu nedenle Türk Milleti’ne yol göstermiş, her fırsatta dinine ve mukaddesatına sıkı sıkıya bağlanmasını salık vermiştir:
Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri, hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz da. (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, s. 66)
Büyük Önder, milleti için herşeyden önce, maneviyatın, kalp ve vicdan kuvvetinin yüksek tutulmasının şart olduğuna inanmıştır. Bunun için de;
Türk Ulusu daha dindar olmalıdır. Yani tüm sadeliği ile dindar olmalıdır. Dinime, bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum… (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 3, s. 69-70, 29.10.1923, Fransız yazar Maurice Pernot’ya verdiği demeç)
Benzer şekilde, Atatürk ünlü “Din vardır ve lazımdır. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur” (Kılıç Ali, Atatürk’ün Hususiyetleri, s.116) sözü ile de milletimizin ve Devletimiz’in bekası için dine bağlılığın vazgeçilmez bir unsur olduğunu tartışmasız biçimde ifade etmiştir.
Atatürk’ün dinine olan samimi bağlılığını ortaya koyan sözlerinden en anlamlı olanı, kuşkusuz vefatından hemen önceki son sözleridir. Vefatından 15 gün önce Başbakan kanalıyla tüm dünyaya açıkladığı ve Türk Ulusu’na manevi bir vasiyet niteliği taşıyan bu son sözlerinde Ulu Önder İslam Dini’ne ve Hz. Peygamber’e tam anlamıyla inanmanın ve tabi olmanın gereğini şöyle belirtmektedir:
Bütün dünyanın Müslümanları Allah’ın son peygamberi Hz. Muhammed’in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Muhammed’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. (Nedim Senbai, Atatürk, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., s. 102, 1979)
Atatürk’ün, İslam dinini, Kuran-ı Kerim’i, Hz. Muhammed’i ve dini müesseseleri öven tüm bu sözleri, onun dinimize olan içten bağlılığını gösteren somut ve tartışılmaz belgelerdir. Bu bağlılık, sadece sözlerinde değil, uygulamalarında da açıkça görülmektedir.
Atatürk’ün Dine Hizmetleri
Atatürk’ün kişisel dindarlığı, uyguladığı din politikasında da etkili olmuştur. Büyük Önder’in Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye’yi yönettiği 15 yıllık süreye baktığımızda, dinin doğru anlaşılması ve yaşanması için ciddi bir çaba gösterdiğini görebiliriz.
Atatürk bu amaçla Diyanet İşleri Başkanlığı’nı oluşturmuştur. Halihazırda Müslümanların dini hizmetini yürüten Diyanet İşleri Başkanlığı, bugün on binlerce kişilik kadrosuyla, Müslüman Türk Milleti’ne yıllardan beri dinimizin esaslarını öğretmektedir.
Atatürk, Kuran’ın Türk toplumu tarafından anlaşılması ve dolayısıyla uygulanması için büyük çaba göstermiştir. 1924-1938 yılları arasında, Kuran tefsiri ve meali olarak 9 büyük eser hazırlanmıştır. Dönemin en önde gelen din alimlerine hazırlattırılan ve çok titiz çalışmaların ürünü olan bu eserlerin hepsi, bugün de en muteber kaynaklar arasında yer almaktadırlar.
Büyük Önder, Kuran-ı Kerim’in Türkçe’ye çevrilmesinin gerekçesini şu sözleriyle ifade etmektedir:
Türkler dinlerinin ne olduğunu bilmiyorlar. Bunun için Kuran Türkçe olmalıdır. (Osman Ergin, 5/1957)
Türk, Kuran’ın arkasından koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor. Benim maksadım, arkasından koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın. (Osman Ergin 5/1950)
![]() Atatürk, Ankara Vilayet Konağı kapısının önünde dua ederken görülüyor. (27 Aralık 1919) |
Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ne kazandırdığı laiklik ilkesini “din aleyhtarlığı” gibi yorumlamaya çalışan materyalist grupların büyük bir çarpıtma yaptıkları ise açıktır. Laikliğe din aleyhtarlığı gibi bir anlam verilmesi, ancak söz konusu grupların özenip örnek aldıkları komünist rejimlerde olur. Stalin’in Sovyetler Birliği’nde, Enver Hoca’nın Arnavutluk’unda ya da Mao’nun Kızıl Çin’inde görülür. Batılı anlamda laiklik, tüm vatandaşların dini inançlarını ve bunların gereklerini istedikleri gibi yerine getirebilmeleri özgürlüğüdür. Kaldı ki Atatürk, söz konusu laiklik anlayışından bir adım daha ileri giderek, Türkiye Cumhuriyeti’ne “İslam dininin doğru anlaşılması ve yaşanması için” çaba harcamayı da bir görev olarak yüklemiştir.
Bu çalışmaların, dini ortadan kaldırmak değil, aksine dini inancı toplumda yaymak ve güçlendirmek, öte yandan din adına yapılacak yanlış yorumları engellemek amacı güttüğü açıktır. Atatürk’ün “dini kurum” olarak tanımlanan merkezlerin kapatılması -tekke, türbe ve zaviyeler- yönündeki girişimlerinin amacı da, bu kurumların dejenere olmuş ve dini inançlar yerine hurafeleri savunur hale gelmiş olduklarını görmesidir. Yani bu köhne kurumların tasfiyesi de, yine dine destek olmak amacıyla yapılmış hareketlerdir.
Unutulmamalıdır ki, bugün ülkemizin binlerce camisinde Müslümanlar ibadetlerini rahatça yerine getirebilmekte, minarelerden ezanlar okunmakta, milletimizin iradesi Atatürk’ün 1920 yılında dualarla açtığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde serbestçe tecelli etmekte ve bayrağımız özgürce dalgalanmaktadır. Şüphesiz ki, bunların tümü, Atatürk’ün sayesinde mümkün hale gelmiştir.
Bu hizmetler nedeniyledir ki, Atatürk vefat ettiğinde, dönemin Hindistan İslam Birliği Başkanı olan ve daha sonra Pakistan Devleti’nin kuruculuğunu yapan Muhammed Ali Cinnah, üzüntüsünü “O’nun şahsında yalnız İslam alemi değil, bütün dünya en büyük insanlardan birini kaybetti” ifadeleriyle dile getirmiştir. (Prof. Dr. İsmet Giritli, Atatürk, Laiklik ve Din, Rönesans Dergisi, Şubat 1991, s.20)
Atatürk’ün Dindarlık Anlayışı
Büyük Atatürk milli ve manevi değerlere son derece önem vermekte, dine bağlılığı hem ferdin hem de toplumun hayatı açısından vazgeçilmez derecede önemli görmektedir. Ancak burada çok önemli bir noktayı açıklığa kavuşturmak gerekmektedir: Atatürk’ün dindarlığı, dinin özüne talip olmak şeklindedir, Kuran- Kerim’e, Peygamber Efendimiz’e ve onun gerçek sözlerine bağlılık şeklindedir. Tüm peygamberlerin izlediği yola paralel biçimde, yobazlıktan, bağnazlıktan, gösteriş, şekilcilik ve samimiyetsizlikten kaçınmak şeklindedir. Büyük Önder, İslam’ı bilim, akıl ve vicdan ölçüleri içinde yorumlayan bir din anlayışına sahiptir; taassup ve hurafeler içinde boğulmuş, sadece şekilciliğe dayanan bir din anlayışına ise hep karşı olmuştur.
Ulu Önder, İslam dininin insanları geri kalmışlığa değil, bizzat ileriye götüreceğine, yücelteceğine inanmıştır. Her fırsatta dinin gerekliliğinden bahseden, İslam’ın en makul ve en son din olduğunu, Kuran’ı Kerim’in “ekmel” kitap olduğunu söyleyen Atamız’ın kastettiği din, tutuculuktan ve hurafelerden uzak, gerçek İslam’dır.
… Dinimiz akla karşı, ilerlemeye engel olacak hiçbir şey ihtiva etmiyor. Halbuki Türkiye’ye bağımsızlığını veren ve bu Asya milletinin içinde daha karışık, suni, batıl inanışlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler, sırası gelince; gerçeği görerek aydınlığa çıkacaklardır. Onlar bu ışığa yaklaşamazlarsa, kardeşlerini mahkum etmişler demektir. Onları kurtaracağız (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 3, s. 70)
İslam’ı tutuculuk, gericilik ve yobazlık şeklinde algılamak ve dindarlık adına topluma irticayı empoze etmeye çalışmak hem dine hem de topluma verilebilecek en büyük zarardır. Bugün ülkemizde de kendilerinden başka herkesi sapkınlık içinde gören bazı kimselerin sergilediği bu zihniyet muhakkak bertaraf edilmesi gereken çarpık bir anlayışın ürünüdür. Dindarlık adına bağnazlığı yaşatmaya çalışanlar esasen dinimize de ters düşen tutucu zihniyetleriyle dinin özünden uzaklaşmakta ve insanları da bilinçsizce İslam’dan uzaklaştırmaktadırlar.
Oysa Atatürk Türk toplumunun bireylerini yüceltmek ve vicdanlarını her türlü karanlıktan kurtarmak için gerçek İslam’ın yaşanması gerektiğini söylemiştir. Büyük Önder gerçek dinle, batıl, yani boş inançları, hurafeyi net bir şekilde ayırmış ve bu konuda toplumu aydınlığa çıkarma yollarını aramıştır. Hatta milletimizin ilerleyememesi ve Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü hazırlayan en önemli sebeplerden biri olarak gerçek İslam’dan uzaklaşmayı göstermiştir:
Türkler” diyor Ata, “İslam oldukları halde bozulmaya, yoksulluğa, gerilemeye maruz kaldılar, geçmişin batıl alışkanlık ve inançlarıyla İslamiyet’i karıştırdıkları ve bu suretle gerçek İslamiyet’ten uzaklaştıkları için kendilerini düşmanların esiri yaptılar. Gerçek İslam’ın çok yüce, çok kıymetli gerçeklerini almamakta inatta bulundular. İşte gerilememizin belli başlı sebeplerini bu nokta teşkil ediyor. (Sadi Borak, Atatürk ve Din, s. 36-37, Prof. Enver Ziya Koral, Atatürk’ten Düşünceler, s. 73-74)
İtiraf mecburiyetindeyiz ki, bütün İslam aleminin cemiyat-ı içtimayesinde hep yanlış zihniyetler hüküm sürdüğü içindir ki, Şark’tan Garbe kadar İslam memleketleri düşmanların ayakları altında çiğnenmiş ve düşmanların zinciri esaretine geçmiştir.
Büyük Önder, Milli Mücadele yıllarında da, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında da, yeni devletin temellerini oluşturan inkilapları gerçekleştirirken hiçbir zaman İslamiyet’e karşı olmamış, İslamiyet’i bilinçli bir şekilde savunmuştur. Gerçek dindarları korumuş, gerçek din alimlerini her zaman takdir etmiş ve hizmetlerini övmüştür. Çıktığı yurt gezilerinde de birçok din görevlisiyle görüşmüş, konuşmuş ve onlarla fikir alışverişinde bulunmuştur. Kurtuluş Savaşı sırasında en büyük desteği memleketine gönül vermiş gerçek din adamlarından almıştır. Buna karşılık, Atatürk bağnazlığa, gericiliğe ve yobazlığa şiddetle karşı çıkmış, Kuran-ı Kerim’de tarif edilen gerçek İslam’ın anlaşılması ve yayılması için özel gayret sarfetmiştir.
Ulu Önder, günümüz Türkiyesi’nin de en önemli problemlerinden biri olan, İslam dininin yanlış uygulamaları karşısında, gerçek İslam’ı, Peygamberimiz dönemindeki haliyle, katıksız İslam dinini savunmuş ve bunu da her fırsatta dile getirmiştir. İslam aleminin içinde bulunduğu durumu bazı kesimlerin yaptığı gibi dine yormamış, tam tersine dinin yanlış uygulamalarına ve yorumlamalarına, bağnaz kesimlerce yapılan dayatmalara bağlamıştır:
Ehl-i İslam’ın duçar olduğu zulüm ve sefaletin elbette birçok müsebbipler vardı. Alem-i İslam, hakikati dîniye dairesinde Allah’ın emrini yapmış olsaydı, bu akibetlere maruz kalmazdı. Allah’ın emri çok çalışmaktı. İtiraf edelim ki, düşmanlarımız çok çalışıyor. Biz de onlardan daha ziyade çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek boşuna yorulmak, terlemek demek değildir. İcabatı zamana göre ilim ve fen ve her türlü ihtiraatı medeniyeden azami derecede istifade etmek zaruridir.
… Bizim dinimiz milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı teşvik etmez. Bilakis Allah ve Peygamber insanların ve milletlerin izzet ve şerefini muhafaza etmelerini emrediyor. (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, 3. cilt, s.85)
Sonuç
Atatürk’ün bize bıraktığı miras, her konuda olduğu gibi, din ve laiklik konusunda da modern Türkiye için yol göstericidir.
Bugün Türkiye’de din ve laiklik adına iki farklı kamp oluştuğu, bu kamplar arasında ciddi bir gerilim yaşandığı bir gerçektir. Ama bu yapay gerilim, Atatürk’ün uyguladığı formülle çözümlenebilir. Atatürk, İslam’a inanan samimi bir dindar olarak, laikliği din ve vicdan özgürlüğünün temeli olarak kabul etmiştir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, “gericilik” olarak tanımlanan tehlikenin ise dinin kendisinden değil, dine sokulan hurafelerden, batıl inanışlardan ve çarpık yorumlardan kaynaklandığını görmüş ve bunları dinden temizlemek için çaba göstermiştir.
Bize düşen görev, Atatürk’ün de yaptığı gibi, hurafalere ve batıl inanışlara karşı gerçek İslam’ı savunarak ve öğreterek mücadele etmek, öte yandan da Atatürk’ün mirasını “din aleyhtarlığı” gibi göstermek isteyen materyalist/Marksist odaklara karşı tavır almaktır


19
Atatürk madem bu kadar dindardı; niçin içki içmeyi bırakmadı?
Olayı tek taraflı ele aldığınızı düşünüyorum.
Atatürk’ün Din’den Din’i anlamadığı, Fransız tipi bir Laiklik’i Türk ulusuna dayatmış olmasıdır. Orduda Din’e bu derece mesafeli davranılması da Atatürk’ün Din’e bakışının bir göstergesidir kanımca. Yoksa çok dindar olan bir Atatürk’ün Ordu’yu böyle bir temel üzerine bina edebileceği mantıklı mı?
“madem atatürk dindardı niçin içkiyi bırakmadı” sen hayata bu açıyla bakıyosan,yaşama bence…
Bu sitede daha fazla bilgi olabilirdi.Çok az bilgi var.Ödevimi sizin yüzünüzden yapamadım.Daha fazla bilgi koyun.
[EDİTÖR]: Ödeviniz için yardımcı olamadığıma üzüldüm.
Saygılar.
DİNİN SİYASETE ALET EDİLMESİ İLE İLGİLİ GÖRÜŞÜ
Atatürk dinin yüceliğinden, ulviyetinden ve kutsiyetinden söz ederken; “dinsiyasete alet edilmesin,din şahsi çıkarlar için kullanılmasın” demekte ve şu olayı bir örnek olarak zikretmektedir: “Hz.Ali ile Muaviye Sıffın Savaşında kıyasıya birbiriyle mücadele ederken Muaviye tarafı yenilmek üzereydi. Orada bir hile düşündüler.Mızrakların başına Kur’an-ı Kerim’i astılar. Hz.Ali bunlara; aldanmayınız, bunlar Allah’ın yüce kelamını mağlubiyetlerini önlemek için alet olarak kullanıyorlar, dediyse de Kur’an’a karşı savaş yapılmaz. Kılıç çekilmez dediler ve neticede o savaşta Hz. Ali mağlup oldu.” Bu örneği zikreden Atatürk’ün yorumu ilginçtir: “İlk defa İslam tarihinde Kur’an-ı Kerim, süfli bir menfaat uğruna kullanılmıştır.”
Atatürk, Yüce İslam dininin şahsi çıkarlar için kullanılmasını irtica olarak kabul etmektedir. Kim dini ve yüce din duygularını siyasi çıkar için veya başka dünya menfaati için, makam için ve şöhret için kullanıyorsa, o kimse mürtecidir, diyor. İrticayı da böyle tarif ediyor. Bu sözler İslam dininin temel kaynağı ve Atatürk’ün de miyar kabul ettiği Kur’an’daki prensipler doğrultusunda değerlendirildiğinde bunların ne kadar isabetli olduğu rahatlıkla anlaşılır. Zira Kur’an-ı Kerim’de; “benim ayetlerimi az bir değer karşısında satmayınız” denilmektedir. Din Allah içindir. Din yaşanır ve bir hayat tarzıdır. Bu yüce dini ve yüce dini duyguları herhangi bir menfaat karşısında değiştirmek, bunu alet etmek, İslam dinine yapılan en büyük kötülüktür ve dinimiz bunu şiddetle men etmiştir
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/duyuru.asp?id=91
http://www.anadolu.be/2004-11/sayfalar/29.jpg
Bir Mazlum Dostu.. Bir Adam gibi Adam….
Filistin… ve Atatürk
http://www.8sutun.com/files/kemal-man.gif
“Arapların arasında mevcud olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz vakıa birkaç sene Araplardan uzak kaldık. Fakat şimdi kendimize kafi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyetin mukaddes yerlerinin Musevilerin ve Hristiyanların nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki; buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmiyeceğiz. Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyete lakayt olmakla ittiham edildik. Fakat bu ittihamlara rağmen peygamberin son arzusunu yani, mukaddes toprakların daima İslam hakimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız. Cedlerimizin, Selahaddin’in idaresi altında, uğrunda Hristiyanlarla mücadele ettikleri topraklarda yabancı hakimiyet ve nüfuzunun tahtında (altında) bulunmasına müsaade etmiyeceğimizi beyan edecek kadar bugün, Allahın inayeti ile kuvvetliyiz. Avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün İslam aleminin ayaklanıp icraata geçeceğine şüphemiz yoktur.”
http://www.8sutun.com/images/ata1.jpg
ATATÜRK’ÜN SON MESAJI
Atatürk, vefatından onbeş gün kadar önce kendisine glediği zaman dünyadaki Müslümanlara şu mesajı göndermişti:
- “Bütün dünya Müslümanları, Allah’ın son peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)’in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak takip etmeli…”
Tüm Müslümanlar Hz.Muhammed’i (s.a.v) örnek almalı ve onun gibi hareket etmeli, İslâmiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli… Zira ancak insanlar bu şekilde kurtulabilir ve kalkınabilirler.”
Atatürk’ün vefatından önce bu mesajı başbakan ve dışişleri bakanı vasıtasıyla bütün dünyaya açıklandı.
Kaynak: M. Zeki BOZKURTOĞLU, Atatürk’ün İslâm Görüşü ve Hayatı. s. 58-59
KAYNAK : Prof. Dr. Hanif FAUK
Yayınlarla ATATÜRK
A.Ü.Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Yayınları
Ankara 1979, sy. 102
ATATÜRK’ÜN KENDİ EL YAZISIYLA DİNSEL YAŞAMI
http://img137.imageshack.us/img137/4280/dinmilliyetinparasisidijd6.jpg
Din, milliyetin bir parçasıdır. Ancak taassubun milletleri ümmet haline düşüreceğini unutmamak lazımdır.
Kemal ATATÜRK
Öz Türkçesi :
Din, ulusluğun bir parçasıdır. Ancak bağnazlığın ulusları ümmet durumuna düşüreceğini unutmamak gerekir.
Kemal ATATÜRK
http://img98.imageshack.us/img98/6158/elyazisiya1.jpg
“Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes Allah’a istediği gibi ibadet eder. Hiç kimseye dini fikirlerinden dolayı bir şey yapılmaz. Türk Cumhuriyeti’nin resmi dini yoktur. Türkiye’de, bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilmez. Artık samimi mutekitler, derin iman sahipleri, hürriyetin icaplarını öğren.”
Kemal ATATÜRK
Öz Türkçesi :
“Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes Tanrı’ya istediği gibi tapınır. Hiç kimseye dinsel düşüncelerinden dolayı bir şey yapılmaz. Türk Cumhuriyeti’nin resmi dini yoktur. Türkiye’de, bir kimsenin düşüncelerini zorla başkalarına benimsetmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna izin verilmez. İçten inananlar, derin iman iyeleri, özgürlüğün gereklerini artık öğren.”
Kemal ATATÜRK
mustafa bu iyeleri öztürkçesi komik olmuş samimi hürriyet dememek için daha doğrusu bir milleti’in atalarının yazdıklarını anlayamaması için çalışanlardanmısın ? bu bir soru hakaret değildir.
islam ve ataturk yazisi gercekten ilgincve entrasan,bunu yazan:… ya uzayli yada hic tarih bilgisi olmayan bir sahis…. veya cok ama cok iyi niyetli… hareket ve davranislarinda O”nun ahlakini,yasam tarzini örnek almistir diyen bir insan belliki peygamberler tarihini,peygamberimizin hayatini hic ama hic okumamis maaalesef.tabiri caizsse öttürmüs!!! ATATÜRKÜN kisisel dindarligi uyguladigi din politikasi….. evet zaten dindarlik kisisel bir eylemdir,ama kanimca atatürkün dindarligi fikirlerindedir, ya hic yada cok az derecede eyleme dönüsmüstür mesela namaz,oruc,hac,gibi….. Onun yasam tarzini örnek almistir yerine benimsemistir ama faaliyete gecirememistir denseydi daha bir gercekci olurdu …lütfen bu yüce türk milletini aptal yerine koymayalim. Onu oldugu gibi kabullenelim tüm gercegiyle…ama maalesef bir kismimiz ya din düsmani olarak tanir veya dinler üstü bir sahsiyet olarak görür…hediyeyi veren degil gönderen daha önemlidir düsturuyla hareket edersek, yani yaratilanmi yoksa yaradanmi, yaradilani yaratandan ötrü sevmek saymak saygi göstermek….. ve birde bugünki ortama ve gerginlige bakmaak lazim gelir,,ATATURK ne kadar Onun yasam tarzini örnek almadiysada benimsemistir kurani,islamiyeti,peygamberimizi; söylediklerinden anlasildigi kadariyla.. ama maalesef bugünki kemalistler,atatürkcüler veya öyle gözükenler bu yazilari ve demecleri ya hic görmemisler yada görmezden geliyorlar: cünki asiri derecede bir ucurum var arada, neymis efendim modernlesmek ve cagdaslasmak….illede modern veya cagdas olmak icin dine veya dindarlara antipatimi duymak lazim… namaz kilan oruc tutan hacca giden veya basini allah rizasi icin örten bir kisi neden cagdas olamiyor bizim memleketimizde? dini referans alan bir kisi hemen damgayi yer MECZUB diye…. ama bugün gelismis devletlerde mesela avrupa ve amerikada askeriyede bile var din görevlilrei, bizde niye yok diye sormezlarmi madem atatürk böyle güzel sözler söylemisse din hakkinda??? zaten bu milletin atatürkle hic bir sorunu yok olamazda zaten öyle yüce bir insanla… ama kemalistim modernim laikim deyip”"” de;;; neymis efendim yok türkce ibadet, ac basini , ic ickini , vur patlasin cal oynasin… ibadetin nasil yapilacagini bilmiyen bu insanlar nasil oluyorda ahkäm kesiyor diye soran yok ….. ama biz diyoruzki biz hepimiz bu vatanin evlatlariyiz gelin hep beraber birbirimizi üzmeden birbirimizi anlayarak kavga etmeden bir kasik suda kiyameti koparmadan yasayalim bu güzel vatanda… saygilarimla…
açık söylemek gerkirse site baya hoş ama yazılar çok uzun kimse okumaz saygılarım ve sevgilerim sizinle olsun
[Yazar] : Bize okuyan insanlar yeter efendim. Saygılar.
okumak lazim
abuzer bu sayfada ki yazılanların içinde en akıllıca oolnaınını yazmış….
bizler tarihimize önyargıyl abakmaktan kaçınmalııyız.Atamızın yaptıklarının hepsi 100 de 100 doğrudur laflarını bırakalım onun tıpatı aynısı olmak yerine ondan daha ,iyi olmaya çalışalım.nasıl şuanda Fatih’i Kanuni’yi tartışabiliyorsakonlardan ders çıkarabişliyorsak Atatürkten de çıkarmalıyız bu kompleksten kurtulmamız lazım…geçenlerde bir söz yazıldı uzunca herkes bu ne ya filan derken sonuna M.Kemal .ATATÜRK yazıldı ve herkesin fikri hemen değişti.bu nasıl iştir yahu artık Atamızın söledikleri O’nu yüceltmiyor O söylediklerini yüceltiyor.O şimdi hayatta olsa bunu mu isterdi soruyorum size…
[Yazar] : Yorumunuz için teşekkür ediyorum. Duyarlı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunuz içinde ayrıca kutluyorum. Saygılar.
Yaziya 10 Puan , Abuzer
, yorumunla kimin uzayli oldugunu kanitladin neyse.
Sayin site yöneticisi cok dogru yerinde yaziniz iyi hosda benim anlamadigim, diger Arkadaslariniz (sayfalar) neden Atatürke atip tutuyor yazilarinda, kafam karisiyor kimin ne oldu belli degil At izi it izine karismis tabiri caizse.
[YAZAR] : Sayın rakam (6666),
Sayfamızda vermiş olduğumuz linkler bizim doğrudan yada dolaylı olarak arkadaşlarımız değildir. Olaya her yönüyle farklı açılardan bakmak isteyenler için alternatiftir sadece. Dolayısı ile o sayfalarda yazan yazarlar kendi düşüncelerini belirtmektedirler, bu düşüncelerde bizleri bağlamamaktadır. Saygılar.
Buyrun Müslüman Atatürk’ünüz; http:// ozgurdurus.wordpress.com/2007/04/13/ataturk-sebatayist-mi/
[YAZAR] : Kanıtlara dayanmayan basit iddilar ile oluşturulmuş bir konu. Atatürk’ü ve dolayısıyla Cumhuriyeti ve Türkiye’yi kötüleme çabaları sadece. Öneme değer değildir açıkcası.
Saygılar.
Free Stand adindan hangi din ve millete mensup oldugun anlasiliyor, sana düsmez Ata hakkinda yorum yapmak. kendi atalarina yorum ekle yanlis yerdesin
6666 benim blogda adice bana saldirip küfürler savurdun. Niye zoran mı girdi o konu ?
O konu benim değil. Radikalin. Al bi daha okuu akılsız;
http://ozgurdurus.wordpress.com/2007/04/14/ataturk-tanriya-inaniyor-ama/#comment-64
[YAZAR] : Sayın “Free Stand” rumuzlu günlük(blog) ve yorum sahibi ;
“”"Free Stand Diyor:
16 Apr 2007 11:59 am
Ayse, o siteyi iyi biliyorum. Benim zamaninda bir forum sitem vardı da orada bunlara iyice kök söktürdüm ya eskide kaldı o günler neyse.”"”
Alıntısını yaptığım bu yazınızda bizim sitemiz gibilerini iyi bildiğinizi ve kök söktürdüğünüzü söylemişsiniz. Şunu iyi biliniz ki ahlâk sınırları içerisinde olduğu sürece her türlü yazımızı ve yorumumuzu tartışmaya açarız. Farklı düşüncelere de her zaman saygımız vardır! Biz birşeyleri dayatma yolunda değiliz bildiklerimizi paylaşma ve bilmediklerimizi öğrenme yolundayız. Saygılar.
Yabanci uyruklu kisi, sana yazdiklarim hak ettiginin 1000 1 bile degil,önce buyurun Atatürkünüz de sonra kivir topu Radikale at,evet o Radikale ait, Radikal kim: Türk ve Müslüman olan herseye alerjisi olan tuvalet kagidi, peki sen cok iyisinde o Gazeteyi neden kaynak olarak gösteriyosun.Isinize geldimi Radikalide Cumhuriyetide kullanirsiniz. Hayadan edepten nasibini almamis s…..
yabancinin sayesinde aklima su fikra düstü: Cocugun biri Arkadasina benim Annem senin Anneni K…… görmüs diyor digeride soruyor madem senin Annen iyi isi neydi orda., Yabanci uyruklu Radikal ordaydi ama senin isin neydi orda
evet bu sayfada ılk defa yazı yazıcam ben bir kemalist gencim ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK çok güzel dini bilgileri vermiş ama ATATÜRKöldükten sonra T.C laik imamlar yetiştirememiştir. imamlar genelikle irticai örgütlerle beslenen imamlar olmuştur ve böylelikle insanlar dinden uzaklaşmışlardır eger laik hocalar yetiştirilseydi insanlarımız dinden uzaklaşmazlardı diye düşünüyorum. yanlış anlaşılmasın sadece dinden uzaklaşan insanlar için yazıyorum.evet şu anki sahte kemalistlerde çoktur atatürkü yanlış benimseyip seven atatürkün sadece bir kaç yönünü alıp kendini kemalist ilan etmişlerdir. ATATÜRKÜ bence tam benimseyen insan kemalist olmalıdır
İKİ KADEH RAKI
Bu ülkede yasayan her insanin bağımsızlığını ve demokrasisini
borçlu olduğu insan: ATATÜRK…
Gençliğinde kot pantolon giyememiş.
Sevgilisinin elinden tutup hasılat rekorları kiran bir sinema
filmine gidememiş…
Padişah ona Trablusgarp Cephesi’nde görev verdiğinde, lüks
uçak şirketinin, first class koltuğunda viskisini yudumlayarak
görev yerine gidememiş…
Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej esliğinde
Mercedes’lerle gezememiş Anadolu’yu…
Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayıs’ta Samsun’a ayak
basan ayağında spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi yokmuş…
Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral
veren mini etekli ponpon kızlar da yokmuş…
Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları İzmir’den denize
döktükten sonra timsah yürüyüşü de yapmamışlar…
Ülkesinde yapacağı devrimleri, unutmamak için not alacağı bir
cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde
bulunacaklarıda cep telefonundan öğrenememiş!
Atatürk için üzülüyorum.
Dağ gibi adam, bir radyo programına faks çekemeden, İsmet Pasa için
Safiye Ayla’dan bir istek parçası isteyemeden gitti ..
Lozan Zaferi’nden sonra veya Cumhuriyet’in ilanından sonra
arabaya atlayıp sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla
sokaklarda tur atamadı.
Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı.
Atatürk’e acıyorum…
Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir dönemde dünyaya
gel, sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini getir. Aaaah
ah… Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock
yapmak,babasının mersedesini alıp söyle bir Emirgan turu çekmek dururken…
Bunları yapmadı Atatürk…
Keyif çatmadı…
Tüm hayatini ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına
harcadı…
işte onun için büyük adamdi Atatürk her firsat elinde vardi.
o ise sadecebu milletin bağimsizliğini istedi.
bütün suçu iki kadeh raki içmekdi o kadar…..
ne ararsın…
ne ararsin tanri ile aramda!…
sen kimsin ki orucumu sorarsin?
hakikaten gözün yoksa haramda
basi açiga niye türban sorarsin?
raki, sarap içiyorsam sana ne.
yoksa sana bir zararim, içerim.
ikimiz de gelsek kıldan köprüye,
ben dürüstsem sarhosken de geçerim
esir iken mümkün müdür ibadet?
yatip kalkip Atatürk’e dua et.
senin gibi dürzülerin yüzünden,
dininden de soguyacak bu millet
isgaldeki hali sakin unutma.
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz.
sen anandan yine çikardin amma
baban kimdi bilemezdin serefsiz.
NEYZEN TEVFİK
FREE STAND
İSMİN DEN BELLİ NE DÜSKÜNÜ OLDUGUN NEDEN ATATÜRKÜ SEVMEDİGİN DE İzmirde cesitli yerlerde senin gibi bu ülkeyi her an gambaz layacak adam lar cıktı. Ve senin gibileri ne pabuc bırakılmadı ,biliyormusun OSMANLI imparator lugundada vardı senin gibiler ne oldu cami avlusunda öldürülüp kanalizasyon kuyusuna atıldılar sucları neydi baskalarını dinsizlikle suclamakdı, “arastır bulacaksın”yani osmanlı halifesi onların gömülmesine bile izin vermedi,Sükret ki ATATÜRKÜN kurdugu ülkede yasıyosunuz,yoksa bu dini sömürenlerin yerini osmanlı da neymiş bir bak arastır ve osmanlı hanımlarına bir bak nasıl simdiki hayatları ATAÜRKÜN YOLUNDA ONLARDA” NORVECDE BİR ATA SÖZÜ VARDIR İMKANSIZ ,OLMAYACAK ,UMUT KESİLMİŞ OLAN SEYLERDE KULLANILIR
“ATATÜRK GİBİ OL OZAMAN” DERLER Yani elin norveclisi degerini ne anlama geldigini cok iyi biliyor aynı ulusda yasayan adamalar bilmiyor bir anlat YABANCILARA ben
ATATÜRK den NEFRET EDERİM DE SANA TEK BİR GÖZLE BAKARLAR BUNU SENDE BİLİYOSUN ne oldugunu
Benoist-Méchin’in yazdigi “Ataturk yada bir imparatorlugun olumu” adli fransizca kitaptan :
”Depuis plus de 500 ans, les règles et les théories d’un vieux cheikh arabe, et les interprétations abusives de générations de « prêtres » crasseux et ignares ont fixé, en Turquie, tous les détails de la loi civile et criminelle. Elles ont réglé la forme de la constitution, les moindres faits et gestes de la vie de chaque citoyen, sa nourriture, ses heures de veille et de sommeil, la coupe de ses vêtements, ce qu’il apprend à l’école, ses coutumes, ses habitudes et jusqu’à ses pensées les plus intimes. L’Islam, cette théologie absurde d’un bédouin immoral, est un cadavre putréfié qui empoisonne nos vies.”
(‘Mustapha Kémal ou la mort d’un empire’, Jacques Benoist-Méchin éditions Albin Michel, 1954)
Tercume edeyim :
“500 yildan beri,ihtiyar (bunamis) bir arap seyhinin kural ve teorileri,kirli ve cahil imamlarin ictihadi, Turkiyede her alanda kanun ve kurallar koydu. Anayasanin seklini,her vatandasin yasama tarzini,yiyip içmesini,uyku ve uyaniklik zamanlarini,elbiselerinin seklini,okul da ne ogrenecegini,en mahrem dusuncelerine kadar kurala bagladilar. Ahlak… bir bedevi’nin saçma teorisi islam,hayatimizi zehirleyen kokmus bir kadavra’dir”
Ayni kitapta “Dinden ilham alan yonetici alçaktir ve alçaklarin yonetme hakki yoktur” diyor Ataturk.
Bunun neresinde inanç goruyorsunuz ? Ataturk’un inançli olup olmadigi beni rahatsiz etmiyor sahsen.Beni rahatsiz eden,bizim kahramanlarimizin ayni bizim gibi olmasini istememiz.
bakiniz :
http:// www. geocities.com/islampencereleri/
[YAZAR]: Neden bu tür kafa karıştırıcı(!) söylemler, yazılar, makaleler hep dış odaklı “sözde” yazar, tarihçi vs.. kaynaklardan geliyor hiç düşündünüz mü? Bunun üzerinde birazcık düşünürseniz ümit ediyorum ki gerçeklere ulaşacaksınız. Saygılar.
Arkadasım yanlış okuyosun yanlış tercüme ediyosun.dinden ilham alan derken dini kullanan lara söylenmişdir.İkincisi ATATÜRK zeki insandı ve bu topraklarda türklerin varolusundan beri söylenmek isteneni söyledi eger dini siyaset altına alırsan katı kurallar koyarsan o zaman insanlarda din sevgisi diye bir sey kalmaz. Din sevgisi kalsa dahi bu yasam ideolojisi oldugu için din belli süre sonra unutulur din yavas yavas siyaset biçimi olmaya döner.Tıpkı bu gün onlarca mezhep oldugu gibi din param parça olur.Eger osmanlı tarihine bakacak olursan.kadıların yönetime sokkulu mehmet paşadan sonra aktif görev almalarıyla hasta adam olmaya baslamıstır.Selcuklularda ise babailyas olaylarından sonra çöküm basladı,
(Baba İlyas, Tanrı sevgisinin dinin katı kurallarıyla oluşmayacağını, bunu ancak insanın kendi sevgisiyle yaratabileceğini söylüyordu. Kadın-erkek ayrımına karşı çıkıyor, bütün insanların eşitliğini savunuyordu. Türkmenlerin o zamanki yaşamlarına son derece uygun olan ortak mülkiyete dayalı bir toplumsal düzen öneriyordu.)Yani anlayacagın dine inanmak ayrı birsey sömürü aracı olarak kullanmak ayrı birsey.
Kuran’ın koyduğu hükümler evrenseldir; mekanın ve zamanın değişmesi ile müslümanlar bu hükümlerden vazgeçemez. örneğin Kuran’ın bir hükmü olmayan halifelikten vazgeçilebilir, ama Kuran’ın bir hükmü olan “şura”, “adalet” gibi ilkelerden zamanın ve mekanın değişmesiyle vazgeçilemez. Kuran’da geçen ve yönetimde dikkat etmemiz gereken evrensel bazı ilkeler şunlardır:
ŞURA: Şura ile yönetim konusunda ilgili tarafların fikirlerinin alınması ve yürürlükteki yönetimin danışma mekanizmasını kullanması kastedilir.
Onların iş ve yönetimleri aralarında şura iledir.
42 Şura Suresi 38
Dinde zorlama yoktur. Gerçek şu ki doğruluk ve aydınlık, çirkinlik ve kötülükten apaçık bir biçimde ayrılmıştır.
2 Bakara Suresi 256
Bakın kuranı bile sizin gibi insanlar degiştiriyor deniyor ki dört kadın helal miş kuranın hiçbir yerinde yok ama dinden geldiği söyleniyor.buda eski yönetim biçimi dinin siyasete bulasması.Peygamber’in 9 yaşında bir kızla evlendiği de Kuran’da değil, uydurmalarla dolu hadislerde geçer. Peygamberimiz’in hanımlarıyla ilgili anlatılanların %99’u hadis kaynaklıdır. Yani bu hikayeler doğru veya yanlış olsalar da güvenilir değillerdir. Peygamberimiz’in uygunsuz bir şey yapmayacağı apaçık ortadadır. Kuran’da Peygamber’imiz için “Bundan sonra güzellikleri ne kadar hoşuna gitse de evlenmen sana helal olmaz.” (33 Ahzab Suresi 52) diye yasak getiren ayet bulunmaktadır.AMA BÜTÜN BUNLARA RAGMEN dini siyasete bulastımayı ATATÜRKE camur atmayı onun kazandıgı savaşları evliya top ları tuttu gibi.Nerdeydi ozaman osman lı cöküsünde evliyalar, binlerce savaş kaybetti yoksa izindelermiydi. yıpratma cabalarınız sonuc vermez çünkü bu cumhuriyet %1 .
Ey iman sahipleri ! Hahamlardan ve rahiplerden bir çoğu halkın mallarını uydurma yollarla yerler ve Allah’ın yolundan alıkoyarlar.
9 Tevbe Suresi 34
SAYGILAR
Bu ülkede muhafazakar kesim suçluyu başka yerde arıyor ama hırsız evin içinde kimse dindar bir insana dini yüzünden kötü ve itici muamele yapamaz.
Dindar insanlar da suçluyu laik kesim denen yerde değil kendi içlerinde aramalılar.Neden mi bu ülkede camilerde hizbullah kuruldu bunlara ses çıkarmadılar yeşil sermaye toplandı bunlara ses çıkarmadılar,menemende kubilay öldürüldü buna ses çıkarmadılar,başka insanlar dinsizlikle suçlandı buna ses çıkarmadılar.Hiç biri demediki burası Cami ibadet yeri sen nasıl para toplarsın sen nasıl suç örgütü kurarsın demedi.Şimdi camiye giden insanlar ya fetullacı deniyor ya nakşibendi . Saf temiz dindar insanlar camiye ibadet için gitmesi engeleniyor ya bir guruba üye olacaksın yada başka camiye sürekli gidemiyorsun bu gün istanbulda çarşambada camiye gitmek kolay değil guruplara tarikata üye olman şart.Bunu yapan camiye ibadet için giden sadece ibadet için giden insanlar bu gurupların ibadet hanede siyaset yapmalarına engel olmadığı için bu gün türkiyede olanlar ortada.İnsanlar camiye giden insanlara bu yüzden bu gözle bakıyor.Örnegin kendimden biliyorum arkadşım yıldız semtinde camiye gidiyordu iki hafta sonra başka bir semteki tarikat evine gitmeye başladı,Ailesinden uzaklaştı.
Yani anlatmak istediğim bugün camiler siyaseten arındırılsa tarikatlerden arındırılsa örgütlerden alındırılsa bir Alevi vatandaş olarak bende gider namazımı kılmak isterim akşamda çıkar cemime giderim bunları yaşayamamak aslında bazı insanların dini kısıtlaması olarak görüyorum ama hırsız evin içinde.saygılar
sevgili saraz bence yanlış düşünüyosun ama bu senin düşüncen saygım sonsuz dindar bir insana dini yüzünden kimse kötü ve itici muamele yapamaz demissin gel gör bal gibi yapıyorlar bende dindar kesimden sayılırım suçluyu laik kesimden aramayın demişşin söylermisin laik kesim derken kimleri kastediyorsun ve bana şunuda söylermisn lütfen üniversiteye giden binlerce tesettürlü kız başörtüsü yüzünden üniversite kapısından içeri giremiyorsa başlarını açmak zorunda kalıyorlarsa ikinci sınıf muamelesi görüyorlarsa bunu dinci kesimden mi görmek lazım yoksa laikliği kullanan ama zerre kadar laik olmayan kesimden mi ?laiklik bu mu sence ya imam hatip mezunu zeki gençlerimiz katsayıya takılıp kendi ülkesinde okuma hakkı olmayan o pırıl pırıl zeki gençlerimiz …… başka ülker gidiyorlar geçen gazetede okudum böyle bir kardeşimiz ülkemizde okuyamadığı için avusturalyaya gitmiş tıpbı 4 senede bitirmiş ya 4 sene….. ve şimdi okuduğu ünüversite de asistanlık yapıyo ve türkiye böyle gençleri her sene kaybediyo gençlerimiz başka ülkelere çalışıyor o ülkeler gelişiyo ya biz şimdi bunu yapan dindarlar mı yoksa sözde laik kesim mi (gerçekten laik olanlara bu işe üzülenlere bir şey demiyom)sözde dini kullanan kesimlerde var ama bunu tüm dini bütün kardeşlerimize yükleyemezsin tıpkı benim tüm laikleri suçlamadığım gibi….. zaten gerçerkten dinini bilen insan dini kullanmaz. bütün camiler de de tarikat yok ya……… eğer ALLAHA sana verdiği nimetlerden dolayı sükretmek istiyosan camiye gidersin gerçekten dinini öğrenirsen bu tarikatlardan korklmana gerek yok ki…..bence kavgayı bırakmalıyız birbirimizi yemekten vazgeçmaliyiz biz böyle yapınca elimize ne geçiyor ? hiççç…… daha da zyıflıyoruz düşmanlarımız güçleniyo hepimiz kardeşiz kavgayı bırakalım burdaki bazı yorumlarıda çok sert buldum küfüre nü gerek var bence zaten kişi bildiğinden eminse rahat olur küfür etmez karşısındaki ne fikrini zorla empoze etmeye kalkmaz lütfen saygılı olalım birbirimizi dinlemeyi öğrenelim dahası birbirimzi anlayalım böyle olunca soruları çözceğimize inanıyorum hepimiz kardeşiz bu topraklarda unutmayalım saygılarımla
Ben yapamazlar dedim tuanna yapmıyorlar demedim.Bende biliyorum çoğu iş başvurusu yapan genç kızların türbanlı olunca dışlandığını benim çalıştığım yerlerde çok oldu işe alınmayı bırak insan muamelesi zor gördüler.Belli kesim demeyim anlamadığınız bir noktada şu dini sembolmü siyasi sembolmü olduğudur.Şimdi üniversitelerde türbanı takanların ya AKP yada saadet partisi mensubu oldugu siyasi görüşü apaçık ortadadır.Fırtınalar koparıldığı gibi türbanın 15 yıllık bir geçmişi var.Bundan önce böyle sorunlar varmıydı yoktu.Peki türban sorunu kim çözer akp veya saadet mi hayır.türbanı devlet tamen neden yasaklamadı yasaklardı istese 28 şubatta.
Yasaklamama sebebi zaten fişleme idi.Askeri personel alımı yaparken Ailesinde türbanlı varmı kuran kursuna giden varmı nasıl araştırılacaktı.
Demişsin ki tarikatler camilerde yok ben sana çankayanın en gözde yerindeki bir camiye gitmeni istiyorum bak nakşibendi tarikatının elinde.
Akşam olur camiden topladıkları insanları dikmende bir yeraltı evine götürür ler.burda tövbe edip sözde kıyametin kopmamasının nedeni olan
tarikat lideri kendi deyişi ile ALLAH dostu gelir onu işiklar içinde hayal edip nur yagdı hayali kurmanı ister.arkadaşlarım gittiği için babaları zor kurtardı burdan.Tabiki bu Ülkede benim gibi ALEVİLERİ sevmeyenler var dinsiz diyen olabilir ,Bu iran meraklı insanlar Aleviler ile şii leri karşılaştırarak onları kendilerene yakın görüyorlar peki ozaman ömer adında herhangi vatandaşımız oraya rahat gidebilirmi yaşama ihtimali yüzde kaç ben sünniyim diyebilirmi sünni öldürmeyi sevap gören bir zihniyet burdaki ALEVİLERDEN dahamı dinli daha mı insancıl.Bu şiilerin başlama tarihi ne persliler ne zaman arap oldu.şahismail dönemindeki kızılbaşlar ne zaman şii oldu,o dönemde şii varmıydı neyse bunlar geçilecek konular.İşin özü türban meselesi koyu sol bir partinin başına türbanlı biri geçerse düzele bilir bana göre.umarım bir şeyler anlatım sana tuaana saygılar.Herkes saf siyasetten arındırılmış bir dini özgürlük olması temenisi ile.
sana sorabilirmiyim neden türban meselesini bir sol partinin çözebileceğine inanıyorsun üstelik türbanlı biri başa geçerse bu dediğinden asla böyle bir şey olmayacak anlamı çıkarıyorum ve camiler konusunda hala ısrar ediyorum türkiyede ki her camide tarikat yok ya …….. bu tarikat meselesiyle camilerden uzak durduğunu görüyorum bir kaç kötü örnek var diye hepsini kötülüyemezsin camilerin….. ve baş örtmek hanımlara farzdır eğer ötrmeyen birisi varsa o onun kişisel terciğidir kimse karışamaz örtüyosa da kişi inandığı şeyi yerine getiriyordur bunun siyasi sembolle ilgisi yoktur din siyasete alet edilemez akpden öncede türban vardı saadetten öncede cumhuriyetten öncede …… yani 15 yıllık geçmişi yok. bundan önce bunu sorun haline getirmemişlerdi ……………………………. kapalı birisinin chp ye yada başka bir sol partiye oy vermesini bekleyemezsin çünkü o partiler o kişinin görüşünü yansıtmaz kişi kendi görüşünü yansıtan bir partiye oy verir bundan dahada doğal bir şey olamaz …………………… ve aleviler tüm suçu karşı tarafa atmasın bence bu karşılıklı hoşgörüsüzlük iki tarafta hatalı ve son sözüne katılıyorum saygılarımla
Sayın tuhanna
İnsan canlılar içinde tek çıplak doğan ve tek giyinendir. 7 Araf suresi 22. ayetten insanların giyinmesinin insanlık tarihi kadar eski olduğunu biliriz.
Ey ademoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi ve süs kıyafeti indirdik.
7 Araf Suresi 26
Araf 26’dan ve Araf 22’den avret yerlerini örtmenin ilk insandan beri hem erkek, hem kadın için örtünmenin minimumu olduğunu anlarız. Kadınlara özel giyinme ile ilgili ise Kuran’da 3 ayet vardır.
Bu 3 ayeti incelemek kadının kıyafetinin nasıl olması gerektiğini, İslam’ın neyi söyleyip, neyi söylemediğini anlamamızı sağlar.
Mümin kadınlara da söyle: Bakışları ölçülü olsun ve cinsel organlarını korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünenler hariç açmasınlar. Örtülerini yaka açıklarına koysunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları, yahut babaları, yahut kocalarının babaları, yahut oğulları, yahut kocalarının oğulları, yahut kardeşleri, yahut kardeşlerinin oğulları, yahut kendi kadınları, yahut ellerinin altında bulunanlar, yahut kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar, yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hepiniz topluca Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz.
24 Nur Suresi 31
Kadını kendi zihniyetine göre yaşatmak isteyen zihniyetin çarpıttığı ayetlerin başında bu ayet gelir. Bu ayetteki “hımar” kelimesi geniş manalı bir kelime olup örtü manasına gelir. Eski Arap yazılarına bakılırsa hımarın yere konulan, masaya örtülen veya herhangi bir örtüyü tarif edebileceğini görürüz. Hımar, başı örterse başörtüsü olur, masaya konursa masa örtüsü olur. Allah eğer “hımar” kelimesi ile başın örtülmesini isteseydi “hımarürres” gibi bir vurgulama ile başörtüsü diyebilirdi: Böylece “res” kelimesi ile baş bölgesi vurgulanır ve örtü kelimesi olan “hımar” ile beraber başörtüsü net bir şekilde anlaşılırdı. Nitekim abdest alınmasıyla ilgili ayette başın sıvazlanması söyenirken, baş kelimesi Arapça karşılığı ‘res’ ile vurgulanır.
Üstelik ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu geçer. Yani hımarın başı kapatması değil, ayette açıkça yaka dekoltesini örtmesi istenir. (Yaka açığı manasına gelen ‘cuub’ kelimesi hem bu ayette kapanılacak bölgeyi belirtmek için, hem Hz. Musa’nın yaka açığına elini soktuğunu belirten ayetlerde geçer.) “Hımar” kelimesi sırf başörtüsü manasına gelse bile bu ayetten başı örtmek değil, yine yaka dekoltesini kapatmak anlaşılacaktı. Üstelik başörtüsünü Kuran’a maletmek isteyen zihniyet, açık bir saptırma yaparak “felyedribne” fiilini “salsınlar” diye tercüme etmeye kalkmıştır. Böylece ayeti okuyan “başörtüsünü yaka açıklarına salsınlar” şeklinde okuyacaktır. Oysa hiçbir şekilde “darabe” kökünden türeyen “felyedribne” fiili “salsınlar” manasına gelmez. Bu fiille örtünün yaka açığına konulması yani kapatılması anlatılır. Kuran’da salsınlar, indirsinler manasında “felyüdnine” kelimesi kullanılır. Allah böyle bir ifade kullanmak isteseydi “felyedribne” fiili yerine “felyüdnine” fiilini kullanabilirdi. Bu örnek bize gelenekçi zihniyetin, kendi fikirlerini doğru çıkartmak uğruna gereğinde Kuran’daki kelimelerin manasını kaydırmaktan çekinmediğini göstermektedir.
Günümüzde kadının kapanması için kullanılan “tesettür” ifadesi de Kuran’da geçmez. İslam adına etrafında bu kadar büyük fırtınalar koparılan bir kavramın, yani “tesettür” ifadesinin İslam’ın temel kaynağı olan Kuranı Kerim’de bulunmaması önemlidir. Demek ki “tesettür” kelimesi dîni bir kavram olarak sonradan oluşturulmuştur.
“Ayette geçen “humur” ve onun tekili olan “hımar” kelimesi kadınların başlarına örttükleri beze verilen özel isim değildir. Herhangi bir örtüdür. Bir şeyi örten şeye “hımar” yani o şeyin örtüsü denir.” Arapça sözlükler El Mucem ul Vasıf, El Müncid, Lisanı Arap, Tacul Arus’dan “hımar”ın temel manasının “örtmek” olduğunu göstermektedir. Anlaşılıyor ki mezheplerin yorumundan sonra “hımar” kelimesi ile sırf başörtüsünün anlaşılmaya çalışılması, bu sözlüklerde bu kelimenin bir manasının “başörtüsü” olmasını sağlamıştır. Fakat kelimenin temel manası mezheplerin kelimeleri tahrif etmesine rağmen bu sözlüklerden bile bellidir.
Arapça’da kadınların başlarına örttükleri şeyin özel adı “hımar” değil “mikna” ve “nasıyf”tır. Hangi Arapça sözlüğe bakılırsa bakılsın “mikna(çoğulu mekani)” ve “nasıyfın” hanımların başlarını örttükleri kumaşın adı olduğu yazılıdır.”
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle cilbablarını(elbiselerini) üzerlerine giysinler. Bilinip incitilmemeleri için bu daha uygundur.
33 Ahzab Suresi 59
Bu ayetin anlaşılmasında kilit kelime “cilbab”dır. “Cilbab” Arapça’da gömlek, elbise gibi üste giyilen giysileri ifade eden bir kelimedir. Fakat hiçbir şekilde cilbab; belli bir yerden belli bir yere kadar örten giysi manasına gelmez.
Nikah arzuları kalmamış, hayızdan kesilen kadınların süslerini göstermeye çalışmadan siyablarını (giysilerini) çıkarmalarında kendilerine bir günah yoktur. Sakınmak için iffetli davranmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah İşitendir, Bilendir.
24 Nur suresi 60
Bu ayette geçen “siyab” kelimesi de hiçbir şekilde belli bir yerden belli bir yere kadar olan bölgeyi kapatan bir elbise manasına gelmez. Bu ayetten, belli bir yaşa gelmiş kadınların, kıyafetlerine daha az dikkat edebileceğini anlarız.
Kendilerine okunmakta olan kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?
29 Ankebut Suresi 51
Bu son ayeti iyi oku tuhanna sadece islam bilgisini kurandan al.Bu ayetlerin tercümesi yüzünden bahriya üç ok öldürüldü.
Ayrıca hala eski zihniyetle yaşıyoruz sol partiye oy verilmez .Bakın dünyada Amerikayla savaşan sadece sol partilerin olduğu hükümetlerdir.Ayrıca solun kuruluş amacı halkcı olmasıdır ,özgürlükçü olmasıdır dünyanın her yerinde bu işler böyledir chp solu yok etti.Ben her camide tarikat var demiyorum ama çoğunluk diyorum.Gözüme mi inanayım sanamı insanlar bazı yerlerdekiler camide tarikat korkusundan cuma namazını kuaförde tek başlarına kılıyor.
Türban konusundaki idiam şu sol bir parti başına türbanlı geçecek o zaman çözülür.Yoksa diğerleri çözmez bu oy kaybı yapar şu anda sen oyunu verirken bile bu mesele çözülsün diye verdin bunda önceki seçimdede verdin çözüldümü.saygılar sevgili tuhanna
merhaba
yazilarinizi almanyada yasayan biri olarak okuyorum ve bazen cok tuhaf buluyorum… Atatürk sadece bir insan degilmiydi ya? bazilarinizi abarti bir milliyetcilik (hatta yer yer irkci) gibi konusmakta…
soru: atatürkten baska ugrasacak bir kimse yokmu 80 yillik tarihinde TR Cumhuriyetinin?
saygilar
sevgili saraz bunları yazmak için çok uğraşmışsın belli ama sana katılmıyorum öncelikle Kadınların tesettürü kesin olarak açıklanmıştır. Tesettürle ilgili âyet-i kerimeleri Peygamber efendimiz açıklamış, âlimler de bizlere bildirmiştir. Bu husustaki tartışmalar kasıtlıdır. bana sadece kurandan ayetler yazmışsın ve bunları kim açıkladı bilmiyorum ama her insan kuranı açıklayamaz eğer öyle olsaydı peygamberlere ihtiyaç olmazdı ve kuran indiği gibi herkes onu anlardı ama böyle bir şey yok her insan kuranı anlayıp yorumlayamaz kuranı anlamak ilim ister o da herkes te yok kuran bildiğin normal kitaplardan değil ……..
Kur’an-ı kerimde genel olarak her şey, kısa olarak bildirilmiştir. Bunları Peygamber efendimiz açıklamış, o günden beri uygulanmıştır. yani bu durumda hadislerede baş vurmak gerekir olayı daha iyi anlayabilmek için
Bunun için Kur’an-ı kerimdeki bir âyetin hükmünü öğrenmek için Kur’an tercümesine bakmak çok yanlış olur. Herkes Kur’an-ı kerimden hüküm çıkarabilseydi, hadis-i şerifler lüzumsuz olurdu yani sadece ayetlerebakamazsın Tıp kitabı okuyarak, ilaç yapmak ve hastaya teşhis koymak yanlıştır. Kur’an tercümesinden hüküm çıkarmak bundan daha büyük yanlıştır. Çünkü yanlış ilaç kullanan ölebilir. Fakat yanlış hüküm çıkaran imanını kaybedip, sonsuz azaba düşebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kur’anı kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa bile, muhakkak hata etmiştir.) [Nesai]
(Kur’anı kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur.) [Mekt.Rabbani]
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Mümin kadınlara söyle: [Yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini [Saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri] göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [Nur 31]
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına [dışarı çıkarken] cilbablarını [dış kıyafetlerini] giymelerini söyle! Bu, onların tanınıp, eza görmemelerine daha uygundur.) [Ahzab 59]
Bu tercümeye bakıp “Kadın, tanınıp eza edilmemesi için dış elbise giyer. Tanınıp eza edilmezse, çıplak gezebilir” diyenler çıkmıştır. Bu âyetleri Resul aleyhisselamın nasıl açıkladığına bakmalıdır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadının [yüz ve iki elinden başka] bütün bedeni avrettir.) [Mecmaul-enhür, El-mugni]
Bu hadis-i şerifte kadının tesettürü açıkça bildiriliyor. Kur’an-ı kerimin 17 yerinde Resulullaha (De ki, bana tâbi olun) buyuruluyor. Allahü teâlânın Resulüne tâbi olup Onun bildirdiği şekilde tesettüre riayet etmelidir! Hz. Âişe validemiz buyurdu ki:
(İlk muhacir kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür âyeti inince, hemen futalarını yırtıp başlarını örttüler) buyurdu. (Buhari, Nesai)
Kadın avrettir, tesettürü farzdır. Âyet-i kerimeyi kendi görüşüne göre tefsir edip bu farzı inkâr etmek küfürdür.
Bir kadın açık gezse kâfir olmaz. Fakat kapanmanın lüzumsuz olduğunu söylerse kâfir olur. Günah ile küfür farklıdır.
umarım açıklayıcı olmuşumdur ve ayrıca cuma namazını cemaatle kılmak vaciptir tek başına kılınmaz bu konuda okumanı tavsiye ederim arkadaşın yanlış yapıyosa uyarmanı tavsiye ederim ve ayrıca dediklerimden sol portiye oy verilmez anladıysan öyle bir şey demek istemedim demem de benim için ülke refahı başta gelir ve bence chp hiç solcu olmadı ki solu yok etsin ve en son olarak hımar kelimesi senin dediğin gibi geniş manalı olup örtü anlamına gelir ama genellikle baş örtüsü ve eşarp anlamında kullanılır saygılarımla
Kendilerine okunmakta olan kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?
29 Ankebut Suresi 51
Şimdi hadisi kuranın önünde tutmanın sebebi ne yazından öyle anlaşılıyor.
Kuran herkese inmiştir eger kuranı herkes yorumlayamaz dersen yorumlayan profesörlere haksızlık etmiş olursun .Kuran ı müslüman olan herkes yorumlar bunu kısıtlamak isteyen zihniyet islamla bağdaşmaz kimse bu yorumlasın ben yorumlayım diyemez .onun yorumunda saptırma yaptığı apaçık belli olur .Hadislere gelince % 90 uydurma bunu diyanette açıkladı.
Kuran’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah’tan başkasının katından
olsaydı elbette içinde bir çok çelişkiler bulacaklardı.
4 Nisa Sûresi 82
Hiç şüphesiz Hatırlatıcı’yı biz indirdik biz. Onun koruyucuları da gerçekten biziz.
15. Hicr Sûresi 9
Kuran : ” … O’nun benzeri gibi hiçbir şey yoktur.”
42 Şura Suresi 11
Kuran: “Ve hiçbir şey O’nun dengi değildir.”
112 İhlas Suresi 4
İşte tuhanna sana kuranla senin övdüğün hadisler arasındaki en büyük farkı göstereyim iyi oku.Kuran:
“Dinde zorlama yoktur.”
2Bakara Suresi 256
Hadis: “Dinini değiştireni öldürün.”
Nesei 78/14,Buhari 12/1883
Kuran: “Doğrusu hiçbir günahkar bir başkasının günah yükünü yüklenmez.”
53 Necm Suresi 38
Hadis: “ölü ailesinin kendisi için ağlamasından dolayı azaba uğratılır.”
BuhariK. Cemiz 32,33,34
Kuran: “Ben sizden erkek olsun, kadın olsun hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hepiniz birbirinizdensiniz.”
3 Ali İmran Suresi 195
Hadis: Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.
Buhari 9/1391
Kuran: “Zulmedenler dedi ki: Siz olsa olsa büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.”
25 Furkan Suresi 8
Hadis: “Peygamber Medine’de bir Yahudi tarafından büyülendi. Günlerce ne yaptığını bilmez durumda ortalıkta dolaştı.”
Buhari 76/47 Hanbel 6/57,4/367
Kuran: “Gerçekten Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise dilediğini bağışlar.”
4Nisa Suresi 48
Hadis: Cehennemde en şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır.
BuhariTesavir, 89
Şimdi tuhanna doğru hadisle yanlış hadis arasında ki farkları nasıl anlayacagız bu gün diyanet yalan dediği hadis kitabını en ufak bir şey de din kaynağı olarak göstermekde.
Hiç arlanmadan bazı din adamları örtünmeyele ilgili sureleri bilerek yanlış tercüme etmekte“darabe” kökünden türeyen “felyedribne” fiili “salsınlar” manasına gelmez kime sorarsan sor .Kuran’da salsınlar, indirsinler manasında “felyüdnine” kelimesi kullanılır.
Uydurma hadisleri kuranın önünde görmek ne kadar dindarlık bilemem.
İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.
Şimdi ben alevi Olarak desemki ben kuran dan değil hz.hüseyinin torunu
İmam cafer sadık ın yazdığı buyruk (alevilerin yol kitabı)kitabına uyarım bu tam bir dinsizlik olmazmı tabi ilk kuran sonra sonra buyrugu okurum.
Peki bende senin gibi davranyım deyimki kuranı ben veya başkası tercüme etmesin bende hacı bektaşi velinin yazdığı makalatı okuyum şöyle diyor.
selman pak şaha birgül uzattı
şah kendi tabutuna kendisi yattı
cemi musaftan nikabın attı
kuranı yok gördüler Aliden gayri
Şimdi burda anlatılmak isteneni anlatayım burda Alinin aslında hak oldugu dilim varmıyor ama ALLAHIN kendisi olduğu anlatılmakda peki ben şimdi neye inanayım diyormuyum kuranı hak bilirim hadislere inanmam doğruluk oranı yokdur ama türban için hadisi örnek verme gerçekden inanmıyorum.Saygılar sevgili tuhanna
SEVGİLİ TUHANNA
Halife Mehdi zamanında boynu vurulmak üzere yakalanan ünlü dinsiz Abdülkerim bin Ebil Avca öldürülmeden önce şu dehşetli açıklamayı yapar: “Siz beni öldürüyorsunuz ama, ben dininizde helali haram, haramı helal yapan 4000 hadis uydurdum.” 6000 küsür Kuran ayeti olduğunu düşünürsek sırf bir kişinin 4000 hadis uydurabilmesinin açacağı dehşetli tahribi anlayabiliriz. Ahmed bin el Cuveybari, Muhammed bin Ukeşa ve Muhammed bin Temim’in Hz. Peygamber hakkında 10.000′den fazla hadis uydurdukları söylenir [İbni Hacer, Lisanu'l Mizan]. Zehebi, Ahmed bin Abdullah’ın binlerce hadisi hadis imamlarına dayandırarak uydurduğunu, Enes bin Malik’in hizmetçisi olduğunu iddia eden Dinar Ebu Mikyes’in de Enes bin Malik’ten duyduğunu söylediği uydurma dolu bir sayfayı naklettiğini anlatır (Zehebi, Mizan). Hadisçilerin kitapları dini bozmak için kasıtlı yapılan uydurmaların itiraflarıyla doludur. Bu uydurmaların varlığı bellidir. Ama kim bu uydurmaların bugün meşhur olan hadis kitaplarına karışmadığını neye dayanarak garanti edecektir? Kuran’da geçen, Peygamber yaşarken var olan münafıkları, bundan sonra iki yüz yıl boyunca çıkan münafıkları kim nasıl teşhis etmiştir de onların uydurduğu hadislerden kitaplarını korumuştur?
Umarım birzada hür iradenle yaklaşırsın
sevgili saraz ben hadisleri kuranın önünde tutmuyorum bunu yapmam zaten beni yanlış anladın sadece ayetleri anlamada yardımcı dedim ben kuranı herkes yorumlayamaz derken bunun ilmini bilmeyenlerden bahsediyorum kuranı yorumlamak ilim ister değil mi ? bana katılmıyormusun dünya üzrende milyonlarca müslüman var herkesin kuranı yorumladığını düşün kendine göre….. sence nasıl bir ortam olurdu herkes farklı bir şey söylemez miydi herkesin anladığı farklı olmaz mıydı bence işi ehli olan insanlar yapmalı bunu bilen insanlar ben bunu demek istedim belki benim kabahatim var daha açık olmalıydım profesörlere falan lafım yok zaten onlar olmasaydı halimiz ne olurdu yalan hadisler var buna bir şey demiyorum ve hadislerin %90 uydurma olmasını senden duyuyorum araştırıcam kuran tabiki herkese inmiştir ve senden ricam bana kaynağını verebilirsen sevinirim hadislere inanıp inanmaman da senin bileceğin iş bir şey diyemem saygılarımla
Neden de bu herkes kuranı yorumlayamaz demeyeceksin .belli ilim sahibi insanlar yorumlayacak diyeceksin.Bak sana hadisleri göstereyim
Kadınlara danışmayın, onlara muhalefet edin. Kadınlara muhalefet edin, zira kadınlara muhalefet berekettir.
Kadınlara Dîni Bilgiler 44,45 Suyuti, Leali II, 147; İbn Arrak, Tenzihü’ş Şeria II, 210
Kim ki karısına itaat ederse Allah (cc) onu yüzüstü Cehenneme atar.
İbn Arrak II, 215
kurana bak
Müslüman erkekler, Müslüman kadınlar, mümin erkekler, mümin kadınlar, itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar, özüsözü doğru erkekler, özüsözü doğru kadınlar, sabreden erkekler, sabreden kadınlar, korunup sakınan erkekler, korunup sakınan kadınlar, sadaka veren erkekler, sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça hatırlayan erkekler ve Allah’ı çokça hatırlayan kadınlar; bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır.
33Ahzab Suresi 35
kaynaklarını yazıyorum Kuran ve senin övdüğün hadis kitapları
Ben sana kuranda yazanı yazdım sen daha kuranın hadise yardımcı olmasını yazıyorsun el insaf yani kuranda açık emir var tekrar yazayım iyi oku eger anlamıyorsan ben ne yapayım
Kendilerine okunmakta olan kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?
29 Ankebut Suresi 51
Demekki kuranda yetmiyormu kelimesi sana kullanılmış hadisleri yardımcı olarak görüyorsun ,bu senin gibi düşünenlere bir şey anlatır.saygılar
sayın saraz.. uzun zamandır tuannayla olan mesajlaşmlarınızı izledim.. doğruyu söylemek gerekirse tuanna nın yanındayım yani onunla hemm fikiriz.. sana gelince.. biraz sert olabilirim ama mahruz gör uslubun serttit yumaşatmayı bek beceremem.. islam kuranla hadislerle. fıkıhla.. vs bir bütünüdr .. bu bütünden birini çıkartırsan eksik olur.. islam içinde olmazsın ap açık bir delalet içinde bulunursun.. ..bilmiyormusun ki incilin bozulma nedenlerinden biridir herkesin kendi kafasına göre ilimi yetti kadarıyla yorumlaması.. sözlerim burada bitiyo..RABBİM SANA HİDAYET VERSİN ..
Selam;
Tam da mevzu açılmış…
Uyarıcı Yazılar
sevgili saraz sana ne desem boş anlamayacağını biliyorum bu sana yazdığım son mesaj…. çünkü art niyetlisin beni anlayasın diye uslübumu yumuşattım gördüğüm o ki bu bir işe yaramamış ….Demekki kuranda yetmiyormu kelimesi sana kullanılmış hadisleri yardımcı olarak görüyorsun demen beni üzdü elhamdürillah müslümanım BUNU DEMEN HİÇ HOŞ DEĞİL hadislere nasıl inanmazsın onlar peygamber efendimiz (S.A.V) sözleri değil mi ?tamam yanlış hadisler var ama bunu tüm hadislere mal edemezsin efendimiz zamanında yaşamış binlerce sahabe onun tüm söylediklerini ezberlememişler mi ? eğer hadislerin doğruluğunu öğrenmek istiyosan kaynağına bakarsın eğer güvenilir kaynaktansa inanırsın başka yapacağın bir şey yok islam kuranla hadisle fıkıhla bir bütündür bunları ayıramazsın sen se hadislere inanmıyorsun bu nasıl iş ben anlamadım ve de kader meselesi kadere inanmıyorsun galiba KADER İMANIN ŞARTLARINDAN ALTINCISI DEĞİL Mİ ? KAZA VE KADERİN HAYIR VE ŞERRİN ALLAHTAN OLDUĞUNA İNANMAK BUNU İYİ OKU bak imanın şartları iyi okumanı tavsiye ederim sen islamı alıp yok ben buna inanırım şuna inanmam diyosun sana ne diyeceğimi bilemiyorum ALLAH akıl fikir versin….. sen benim dediklerimi anlamamak için elinden geleni yapıyosun tek yaptığın muhalefet anlamak için uğraşmıyosun …… bana yazdıklarının çoğunu başka bir sitede gördüm altında zekerriya beyaz yazıyodu eğer kaynağın o ise başka kaynak bulmanı tavsiye ederim sahsen onu din adamı olarak görmüyorum ve benim gibi düşünen bir çok insanın olduğunu biliyorum sana dediğim gibi bu son mesajım çünkü işleri yokuşa sürmek istemiyorum biliyorum ki ikimizde dediklerimizde israrcıyız seninle tartışmak güzeldi ama bunu çirkinleştirmeyelim hakkını helal et saygılarımla
Rızalık vermek için hak geçmesi lazımdır.Sen beni anlamıyorsun ben diğer sayfa larda türbanın yasak olmasını istemedim bunuda orda belirtim benim yazdıklarımda kurandan alınmadır siteden değil.Ama hala rızalık isterken bile zekeriya lafını ortaya atman çok yanlış.Benim sadece anlatmak istediğim dini değiştirip kuran ı yolundan çıkarmak isteyip kendi istekleri doğrultusunda kullananlaradır.ALLAH akıl fikir veriyor işte senin problemin ila kendi görüşün yoksa akıl fikir ben kadere imana inanmam derken herşeyin Allahtan geldiğini bilirim aptal olmak lazım bilmemek için ama insanların kaderimizde var lafı bu olaya bambaşka açı yarattı.
Kuranı değiştirmek için uğraşan kim olursa olsun karşı çıkarım (sana demiyorum)Aslında kızılbaşlık ne demektir biliyormusun tuhanna (hani hep alay eder ya bazılar gerçi bizdede alay eden çok ben karşıyım bu insanlık suçlarına) hz.muhamedin hz.ali nin yolunun vede kuranın sonsuza kadar korunması için kanının üstüne yemin etmiş insanlara kızılbaş denir.Bunu hiçbir alevi dedesi inkar etmez araştır bulacaksın.hadis olayına gelince ben %90 inanmam kuranla uyuşmuyor diyorum .Azcık beni anlasan olay bambaşka olacaktı ama sen dolaylı yoldan hakareti seçtin Beni din ve insanlık düşmanı yaptın ama gerçekleri burda göremeyeceksin hak huzurunda göreceksin.Ali gardaşın hızır yoldaşın olsun tuhanna.Kendine iyi bak
Sude tuhanna ile fikir birliği içinde olman doğaldır .ben burda haşa ALLAH yokturmu dedim veya başka bir şeymi dedim hayır.ama senin yazdığın yazı peygamberlerin bile cesaret edemeyeceği türden yazılar.resmen dinden çıkarma işlemi yapıyorsunuz.Allah akıl vermesin size sadece vicdan versin .
Gercekden hani o kanal larda izliyordumda kalp gözü felan ya diyordum aslında bunlar iyi insanlar şu anda fikirlerim ne kadar değişti biliyormusun sayende.Sen benden şu anda onlara karşı duyduğum sevgiyi aldın saygıyı aldın sude ne diyebilirimki azıcık bir tuhannadan örnek alsan. ne olursa olsun rızalık istedi bende rızalığın yok bende dedim.ALLAH BİR MUHAMMED , ALİ DEMEK GÜNAH OLACAK NERDEYSE bunu değiştirip hadislere inanmak hadis diye tuturmak kuranda yazılı olmayan emirleri uygulayın diye çabalamak kuranın yanında yardımcı kitap göstermek ne kadar din sahibi olmaksa tamam ben din sahibi değilim .ben kuranı tek kitap bilirim,güdülürüm çobanım ALİ dir.
sağol un arkadaşlar bendeki insanları bir görme sevgisinide aldınız rızalık istemeyin burda vermem hak huzurunda veririm.saygılar
Neden herkes Atatürkün Dini ile ugrasiyor ??
O bir devlet adami idi Askerdi Liderdi Icki icmis kendi günahi size ne oluyor
Atatürkün icdigi ickiler sizin mi amel defterinize yaziliyor yoksa kendisi mi öbür dünyada hesap verecek ???
O bize koskocaman bir cumhuriyet hediye etti dökülmüs olan osmanlinin küllerinden yep yeni bir Devlet yaratti.
Ingilizler, Fransizlar, Kürtler, Ermeniler, Yunanlar bu anadolu topraklarini aralarinda böleceklerdi. Ve biz onlarin Köleleleri olacakdik ne adam gibi dinini yasayabilecekdin ne bagimsiz bir devletin olacakdi.
Türkiye Laik bir cumhuriyet isteyen denize gider plajda kicini acar isteyen gider camiide namazini kilar neden baska insanlarin günahi size bu kadar batiyor neden dininizi icinizden derinden samimi bir sekilde yasamaya bakmiyorsunuz ??? Yoksa isiniz gücünüz cikar mi ?????
Atatürk’ün dindarlığı kesindir.Laikliği daha kesindir
Esener US (08:42:58) :
19
Atatürk madem bu kadar dindardı; niçin içki içmeyi bırakmadı?
Olayı tek taraflı ele aldığınızı düşünüyorum.
Atatürk’ün Din’den Din’i anlamadığı, Fransız tipi bir Laiklik’i Türk ulusuna dayatmış olmasıdır. Orduda Din’e bu derece mesafeli davranılması da Atatürk’ün Din’e bakışının bir göstergesidir kanımca. Yoksa çok dindar olan bir Atatürk’ün Ordu’yu böyle bir temel üzerine bina edebileceği mantıklı mı?
Mükemmel bir cevap tebrikler….
Atatürk ne yapsa size yaranamazdı zaten! Atatürk,silah arkadaşları ve büyük çağdaşlaşmak isteyen vatanın bağımsızlıgını tehlikede gören BÜYÜK TÜRK MİLLETİ, artık miadını doldurmuş,yönetenlerin ülkenin cıkarlarını korumaktan çok hangi ülkenin sömürgesi altına girsek diye düsündügü,hiçbir modern adım atamayan yeryüzündeki gelişmelerden bihaber,gitgide körleşen, gerileyen ve çok kısa zamanda köle,sömürge olması kesin bir ülkeyi bataklıktan kurtarmışlardır.O’nu içki içiyo diye dine karşılıkla dinsizlikle suçlayanlar bence vatan hainidir çünkü bu insanlar hem geçmişlerini unutmaktadırlar hem de bu hareketi başlatmasa neler olabileceğini düşünmemek cahilliğini göstermektedirler.İçki içmese ne bulacaktınız kim bilir?Oysa tek suçu içki içmek olan bir insanın olmadıgında soyadınızın bile ne olacagı mechuldur!! Ayrıca laikliğin türkü almanı fransızı olmaz.Laikliği istemeyenler arabistan’a iran’a gidebilirler.O kadar laf ediyorsunuz ama öyle yada böyle bu ülkede yaşamaktan memnunsunuz.Ayrıca dindar dediğiniz erkeklerin ve bayanların nefslerine hakim olamayıp neler yaptıkları da apaçık ortadadır.İyi müslüman olmanın birinci kuralı budur nefsine hakim olmak.Kimse içki içmiyor diye iyi müslüman olamaz.İçki içmezsin ama dedikodu yaparsın kadınlara kızlara kötü gözle bakarsın yada namaz kılarsın ama hırsızlık yaparsın nerde o zaman iyi müslümanlık?Türban Kur’an da emredilen birşey değil zaman için tarikatların ortaya çıkardıgı birseydir.Kur’an da emredilen sadeliktir oysa görüyoruz ki sokaklarda türban takıp daracık kot pantolonlar giyen,vücut hatlarını hatta iç çamaşırlarını belli eden elbiseler giyen,dizboyunda veya yırtmaclı etekler, desenli çoraplar giyip dikkatleri,bakışları üzerlerine çeken bayanlar mevcuttur.Yada türban takmadı diye bayanları taciz eden,laf atan vs. örneklerin çoğaltılabilecegi erkeklerde mevcuttur.Evet bası acık insanlarda kısa etekler,vücut hatlarını belli eden kıyafetler giymektedirler.Veya bayanlara laf atıp taciz eden erkekler vardır.Ama türban takmayanları dinsizlikle,cahillikle suçlamak tamamen yanlıştır ve aynı şekilde gereği gibi dinini yaşayan insanları suçlamakta.Bunların tamamı siyasetin bize empoze ettiği seylerdir.Ülke türbanlı dinci yada türbansız dinsiz diye ikiye ayrılmakta içten içe bölünmeye çalışılmaktadır.Her iki kesim içinde de çürük elmaların oldugu dogrudur ancak özellikle 50′lerden sonra ezilen,dayak yiyen,asılan öldürülen kesim hep solcular olmuştur.Ilımlı islamcıyız diyen insanlar bu ülkeyi bölmenin birinci plan oldugu BOP projesinin ESBAŞKANI olduklarını acıklamıslardır.Ama aslolan şudur ki ılımlı islam diye birsey yoktur ya seriat yada laiklik, demokrasi vardır.Şu da bi gercektir ki olan bütün gerici hareketler din kullanılarak yapılan,dinle baglantılı olan hareketlerdir.Ordu konusunda da ordu bir millletin varlıgının en büyük garantisidir ve ordunun dine ve siyasete mesafeli olması insanların kullanılıp kandırılabilecegi bi gercek oldugundan ve bu nedenle vatana hıyanet içinde bulunabileceklerinden ötürü çok dogrudur.
Esener US’in yorumuna ithafen…
Atatürk’ün peygamberimiz beğeniyor olması galiba size inandırıcı gelmiyor.
İnsan müslüman olabilir ve alkol’de tüketebilir. Bu müslüman olmadığı anlamına gelmez.
Sadece Atatürkt değil, diğer dinlerden bir sürü büyük önder Hz. Muhammed efendimizden etkilenmiştir.
Atatürk peygamberimizi sevmiş ama kendi dünya görüşü ile bir askeri teşkilat oluşturmuş ve böyle bir oluşuma destek vermiştir.
Şimdi Atatürk’ün peygamberimiz için söylediği bu güzel sözleri kabul etmeyerek siz alemlere tahmet olarak gönderilen peygamberi kendi saflarınıza çekiyorsunuz.
Sanki o Atatürk’ün peygamberi değil gibi…
Sorun burada arkadaşımızın da anlattığı gibi kraldan çok kralcı olan zihniyet’tir.
rdl.. ‘nin yorumuna ithafen…
Sizi yorumunuzun bir bölümüne kadar zevkle okudum…
Taki bu ülkede ezilenlerin hep solcular olduğunu ifade ettiğiniz yere kadar. İşte burada açık bir ayrım yapmış oldunuz. Yassı ada mahkemesi’ni Menderes’i, ülkesi için can veren alperenleri ve nice vatan perver insanı bir çırpıda tutup kenara attınız.
O yüzden yorumun bu kısmını doğru bulmuyorum… Sağcı, solcu; alevi, sünni; türk, kürt meselesi değil…
Yorumunuzun bu kısımdan itibaren öfkeli bir serzenişe dönüştüğü kanaatindeyim.
Lakin askeriye hakkında size bir nebze hak veriyorum. Askeriye dini totemlerin hepsinden uzak olmalı… Cumhuriyet rejimini Teokrasiye dönüştürebilecek tek kurum taraflı dini yaklaşımları olan askeri liderlerdir. O nedenle askeriye salt laiklikle yönetilmeli…
Ama!!!! ünifomrasını çıkaran bir asker istediği şeye inanabilmeli.
Ya da yemin törenlerine örütülü halamı almama uygulamasını meşru görmek olmamalı…
ne alakası var içkiyle bakın arkadaşım inanmak ayrıdır günah işlemek ayrı onu ayıralım müslüman insanın elbetteki içki içmesi iyi sayılmaz ama neden içki içti neden şunu yaptı yahı şimdiki liderler hırsız ona ne demeli kul hakkı yiyiyorlar en azından cezasını kendi çeker ama bu kul hakkına ne demeli sen şunu biliyormusun bana kul hakkıyla gelmeyin dediğini diğerleri allah la senin aranda ama kul hakları ne olacak geç bunları kul hakkı yiyenlerde biz müslümanız diyorlar gemicik alanlarda yatklarda katlarda lüks hayat yaşayanlarda biz müslümanız diyorlar atatürk e bu kadar nefretle bakmanızı anlamıyorum yazıklar olsun size soykırımcılar bile atatürk ten çok seviliyor sıkıyorsa almanyada hitler e bir şey de bakalım ayıpya yazıklar olsun sizin gibi insanlara tabi rahat kıçınıza battı demi sefasını sürüyorsunuz onun bunun malına namusuna haksızlık yaparsınız sonrada biz müslümanız dersiniz yok atatürk müslüman değildi dersiniz arkadaşım bunları diyen bir müslüman çok iyi düşünmeli birine kesin delil olmadan kendi ağzından duymadan o müslüman değildi demek allah göstermesin dinden çıkarır bunu biliyormusun adam defalarca islam dini hakkında nler demiş çıkmış camide hutbe okumuş daha ne yapsın o kargaşada benim milletim bana şunu bunu der diye mi uğraşsaydı allah ıslah etsin sizin gibi fitne ve fesat düşünenleri bu ülke müslüman madem neden fakirler e yardım etmiyor o zengin müslümanlar eeee tabi kıçını sıksın oda çalışsın diyorsunuz demi ama öyle değil işte islam dininde almak yoktur vermek vardır dinide kendinze göre yorumlamayın bilip bilmedende atatürk hakkında yazı yazmayın
Bir Kimsenin muslumanligina ve yasam tarzina dil uzatan kiside muslumanligin ne oldugunu bilmiyor demektir. hic bir kul 4 x 4 luk muslumanlik yapamaz. adam ickide icer kumarda oynar bunu sen degerlendiremezsin. madem muslumanligi okadar iyi biliyorsunuz atatürkun arkasindan neden konusuyorsunuz nasil HELAL´lik alacaksiniz sizlere soruyorum…
Buraya bakan, yorum yapan, okuyan herkesin tarihi ve dini bilgilerinin sağlam olmasının gerektiğini düşünüyorum. Açıkçası uzun uzun yazılar yazmak, ya da yazılanları buraya koymak v.s. gerekebilir. Ama buna uğraşacak kadar dinç değilim. Şu bir gerçektir ki bizim ülkemizde herkes alimdir, yani dilgi bilgisi o kadar fazladır ki herkes herşeyden haberdardır. Eğer İslam hukukunu, devlet yönetimini, ahlaki değerleri tam olarak kavrayabilseydik bu site olmazdı bile. Ben bir müslümanın müslümanlık dışında herhangi bir akımın peşinden gitmesinin yanlış olduğunu düşünüyorum çünkü bir evreden sonra bu fikirler mutlaka çatışıyor. Herşeyden önemlisi tarihe ve olaylara nereden baktığımız önemlidir. Çok okuyalım az konuşalım ve elimizden geldiğince objektif olalım. Yoksa bazı şeylere körü körüne kapılıp ateşte kavrulanlardan olabilir. Son sözüm şudur ki: “İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanırsınız.” [Hz.Ömer] Ve Allah’a inanıyorum diyorsanız bence kafanızı, kafamızı ellerimizin arasına alıp düşünmeliyiz. Ve inancımız gereği yaşamalıyız. Herhangi bir dünyevi akım ve ya fikir topluluğu hak dinin önüne geçerse, geçirirseniz, geçirirsek, geçirirsem, sizi, bizi, hepimizi sonu felaket olan dehşet verici bir azapla müjdeliyorum. Allah’ ın bizleri müşriklik ve münafıklıktan koruması ve dosdoğru yolda doğru biçimde yürütmesi dileğiyle.
[YAZAR] : Yorumunuz için teşekkür eder ve bazı şeyler eklemek isteriz. Öncelikle biz TÜRK toplumunda yaşayan TÜRK evlatlarıyız. Dinimiz islamdır ancak “Arapçılığı” kesinlikle reddediyoruz! İnanç kişisel bir olgudur. Fikirler,felsefe,bilim farklı olgulardır. Tek felsefenizin “islama inanmak” olduğunu çıkarabiliriz yazınızdan. Diğer düşüncelerin bir noktadan sonra çeliştiğinden bahsediyorsunuz. Ancak değinmediğiniz bir nokta var ki oda ; İslam inancının 4 ana başlık altında 40 a bölünmüş ve hemen hepsinin birbiriyle çakışır durumda olduğudur! Saygılar.
Atamız EFENDİMİZİ örnek almışmıdır bilinmez ancak onun bu başarısında ALLAHÜ TEALANIN rızası olmasa idi bunlar olmazdı biz bugün burada olmazdık…Arkadaşlar öncelikle burada yazılanlari çin teşekkürlerimi sunuyorum ancak şunu söylemeliyim Atamız din düşmanı yada batı özentili değildir.Batının ilmini bilimini almak istemiş ulusa bunu vermek istemiştir vede başarmıştır hamd olsun ki.DİN VARDIR VE GEREKLİDİR……demiştir.Bizler Atamızın YARADANIMIZ ile onun arasında olan bir mevzuyu eleştirecegimize onun yaptıklarına sahip çıkmalı YARADANIMIZIN EMRETTİĞİ GİBİ ONUN RIZASINA UYGUN KULLAR OLMAYA ÇALIŞMALIYIZ bu benim tercihim sadece paylaşmak istedim affınıza sığınarak saygı sevgi ve selamlarımla.
Arkadaşım burda Atatürk ün dini inancından şüphe duyanlara bi kere şunu söylemek istiyorum Atatürk Türk halkına en büyük iyiliği Kuran-ı Kerim i türkçeye çevirerek yapmıştır okumayı seven Türkler okumuştur Kuran ı ama bizim alışkanlığımız Hacıya hocaya inanırız ama açıpta Kuran ı okumayız bakın Atatürk ün yaptıklarına ?? araştırın neden Atatürk dinin siyasete karışmasını istememiştir ?? şu bir gerçek arkadaşlar din çok kolay bi siyasi araç olarak kullanılabilir .. Müslümanlar arasında bölünmek doğru değildirama bugün tarikat tarikat bölmeye çalışıyolar islamı ben evimde kendi halimde yaşamak istiyorum dinimi inancımı .. eğer ben içki içiyorsam cezası bellidir öbür dünyada çekicem eğer ben yalan söylüyorsam öbür dünyada çekicem eğer bu dünyada herkes 4 4 lük ibadetini yapsaydı şeytana uymasaydı biz bu dünyada ne sınavı olucaktık ?? Bizim dinimiz hoşgörü dinidir öncelikle bunu bir öğrenin .. bir insan namaz kılar ama yalancıdır bir insan zekat verir ama sapık ruhludur bi insanda namaz kılmaz ama yalan konuşmaz her ikisinide yapabilen bu zamanda çok nadirdir . Bikere şunu anlamalıyız içki içen namaz kılmayan dinsiz olarak görülmemeli yada inançsız olarak ibadet insanla Allah arasındadır kimse bir insanın kalbinde ne oldugunu bilemez .. Allah a şükürler olsun ki TÜRK milletine böyle bir Ata böyle bir destan nasip etmiş… Benim tek isteğim kulaktan dolma birşeylerle buralarda tartışmayalım okuyalım araştıralım ama sadece tek kaynaktan degil tek taraftan degil iyi aksamlar herkese….
bence cok guzel ama odevım ıcın fazla yeterli deği bıkac bırsey daha yazın bence…
bence en iyi şey aşk bunlar fasafiso
mustafa kemalin meclis açılış konuşmasına bakın tbmm den yada arayın videosunu bulun ne diyor ona göre bakalım İslamla bir bağ kurabilecek misiniz.?